2008 YILI ÇALIŞMALARI
Bilâl SÖĞÜT
Stratonikeia, Muğla İli Yatağan ilçesi Eskihisar Köyü sınırları içinde, köyün ilk kurulduğu yerdedir. Yatağan-Milas karayolu antik kentin içinden geçmektedir. Eskihisar Köyü 1957 yılındaki depremde hasar görünce, köy daha kuzeyindeki yeni yerleşim alanına taşınmıştır. Daha sonra bu alandaki kömür çalışmaları nedeniyle köy şimdiki bulunduğu 3. yerine kurulmuştur.
Stratonikeia antik kentinde ilk kazılar 1977 yılında Prof. Dr. Yusuf Boysal başkanlığında bir ekip ile önce Kuzey Şehir Kapısı’nda ve sonra Gymnasion’da başlamıştır. Çalışmalar ilerledikçe Bouleuterion ve tiyatro gibi yapılar ile devam etmiştir. Bu ekibin çalışmaları 1995 yılına kadar sürmüştür. 2003–2006 yıllarında ise Prof. Dr. M. Çetin Şahin’in başkanlığında bir ekip tarafından kazılar yapılmıştır. 2008 yılından itibaren de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi adına başkanlığım altında bir ekip tarafından çalışmalar yürütülmektedir.
2008 yılı çalışmaları 7 ayrı üniversiteden öğretim elemanı, uzman, öğrenci ve işçilerden oluşan bir ekip ile yürütülmüştür. Yeni dönem kazıların ilk yılı olması dolayısıyla, ağırlıklı olarak temizlik çalışması ile kısa bir dönem kuzey şehir kapısı ve kuzey caddede kazılar yapılmıştır. Bu yılki çalışmalar, Pamukkale Üniversite’sinin sınırlı desteklerinin yanı sıra, ağırlıklı olarak, Döner Sermaye İşletmeleri Merkezi Genel Müdürlüğü (DÖSİMM) tarafından sağlanmıştır. Ayrıca Muğla Valiliği, Yatağan Kaymakamlığı, Yatağan Belediyesi ve Eskihisar Köy Tüzel Kişiliği’nin Geç Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yapılarının restorasyonu konusunda büyük katkı ve destekleri olmuştur.
1 Kentin Genel Tarihi Süreci ve İmar Dönemleri
Bu bölgedeki yerleşimler Eski Tunç Dönemine kadar inmesine rağmen, Stratonikeia ve çok yakın çevresindeki buluntular MÖ 2. bin sonlarına aittir. Kent içindeki erken yerleşime ait duvar kalıntıları ise kentin güneyindeki Kadıkulesi Tepesi üzerinde ve kuzey yamacında görülmektedir4. Antik yazarlardan Herodotos (V, 118), Strabon (XIV, II, 25), Pausanias (5, 21, 10) ve Bizanslı Stephanos (Ethnika, 696)’un verdiği bilgilere göre, burada Hellenistik Dönem öncesine ait bir yerleşmenin olduğu ve bunun Khrysaoris ve İdrias olarak bilindiği anlaşılmaktadır. Hatta Kadıkulesi Tepesi üzerinde bu dönem ile ilgili Leleg tipi sur duvarları takip edilebilmektedir.
Bu bölgenin ön plana çıkması Helenistik Dönem başlarında Seleukos yönetimi altında olmuştur. MÖ 281 yılından sonra, kısa bir süre içinde Seleukos Kralı I. Antiokhos tarafından, önceden üvey annesi ve sonrasında eşi olan Stratonike adına bu kentin adı değiştirilmiştir.
Stratonikeia’nın da içinde bulunduğu bölge, Hellenistik Dönem boyunca, Seleukos, Ptolemaios, Makedonyalılar, Rodos ve Roma arasında el değiştirmiştir. Burası Hellenistik Dönem boyunca önemli siyasî olaylara ev sahipliği yapmıştır. MÖ 188 yılında Rodos’un hâkimiyetine giren Stratonikeia, MÖ 167’den sonra kısa bir dönem Roma idaresine girmiştir. Ancak daha sonra tekrar Rodos hâkimiyeti devam etmiştir. Romalılar’a karşı Bergama Krallığı için hak iddia eden Aristonikos MÖ 130 yılında Stratonikeia’ya sığınmıştır. MÖ 88’de Pontus kralı Mithridates Stratonikeia’yı geçici olarak istilâ etmiştir. Daha sonra MÖ 40 yılında Parthlı komutan Labienus buraya saldırmış, ancak geri püskürtülmüştür.
Labienus’un vermiş olduğu zarar ve yıkım Roma İmparatoru Augustus’un maddî desteği ile telâfi edilmiştir. Lagina Hekate Kutsal Alanı’nda, propylonda merkezi kapı lentosu üzerindeki kitabe de bununla ilgilidir. Ayrıca Stratonikeia kent merkezindeki pek çok mimarî elemanda bu dönem imarı ve çalışan ustalar ile ilgili mimarî bezemeler bulunmaktadır. Augustus ve sonrası dönemlerde görülmeye başlayan barış ve imar atılımından, Stratonikeia kentinin de en iyi şekilde yararlandığı anlaşılmaktadır.
Kentin çok sınırlı bir alanında kazı yapılmış olmakla birlikte, bazı erken duvarlar haricinde, yerleşimin kuruluş dönemi ile ilgili bir yapı kalıntısına rastlanmamıştır. Kentte sur duvarları dışında bilinen en eski yapı MÖ 2. yüzyılın 2. çeyreğine tarihlenen ve inşası sonraki dönemlerde de devam ettiği anlaşılan Gymnasion’dur. Augustus ve İmparatorlar Tapınağı ile kent Bouleuterion’u Erken İmparatorluk Döneminde inşa edilen yapılar arasındadır. Depremde yıkılıp sonrasında Roma İmparatoru Antoninus Pius’un parasal yardımı ile MS 2. yüzyılın ortalarında ayağa kaldırılan yapı ise Kuzey Şehir Kapısı’dır. Kentteki Bizans ve Türk Döneminde yerleşim aynı şekilde devam etmiştir. Yazıtlardan varlığı bilinen kiliseler ve bunlara ait buluntular, Beylikler Dönemine tarihlenen Hamam Yapısı ile Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’ne ait dinî ve sivil yapılar bu dönemlerle ilgili eserlerdendir.
2 Kent Sistemi ve Yapılar
Kazılan yapılar ve tespit edilen cadde sokak sistemine göre kentin ızgara planlı olduğu düşünülmektedir. Bilinen yapılar; sur duvarı, anıtsal çeşmesi ile birlikte şehir kapısı ve devamında sütunlu cadde, gymnasion, bouleuterion, hamam, tiyatro, tapınak ve su yapısıdır (Çizim: 1). Ayrıca Beylikler Döneminden bir hamam ile 19. ve 20. yy.a ait cami, kahve, evler, sokak dokusu ile birlikte dükkânlar bulunmaktadır. Ayrıca Cumhuriyet Dönemine ait bir köy meydanı ile sivil mimarî örnekleri ziyaretçilerin ayakta görebilecekleri yapılardandır.
Kurukümes Tepesi’nin zirvelerinden itibaren kuzeydeki düzlüğe kadar geniş bir alana yayılmakta olan sur duvarları, yaklaşık 3600 m. uzunluğundadır. Aşağı Şehir Surları’ndan erken olan Yukarı Şehir Surları daha güneyde, tepenin üst bölümünde bulunmaktadır.
Kuzey şehir kapısı; kuzey sur duvarı üzerinde, Lagina’dan gelen kutsal yolun nekropol içinden geçerek kente ulaştığı yerdedir. Bu nedenle, buranın giriş ve tören kapısı olarak büyük bir önemi bulunmaktadır. Kapı 42,5 m. genişliğinde ve 14,20 m. yüksekliğinde, iki yanda anıtsal kemerli girişler ve arasında yarım yuvarlak cephesi heykellerle süslenmiş nympheum vardı5. Yapının MS 139 depreminden sonra yapıldığı düşünülmektedir.
Gymnasion’un dar cephesini oluşturan 105 m. genişliğindeki kuzey kenarın kazısı yapılmıştır. Burada ortada yarım daire planlı bir eksedra ve bunun her iki yanında dörtgen planlı ikişerden dört büyük mekân bulunmaktadır (Çizim: 2). Yapının toplam uzunluğunun 180 m. olduğu tahmin edilmektedir. Ölçülerine göre bu yapı, bilinen en büyük gymnasionlardan birisidir.
Bouleuterion, kent merkezinde doğu-batı yönünde yerleştirilmiş dikdörtgen planlı bir yapıdır (Resim: 1). Avlu kısmının kazısı tamamlanmamıştır. 24,95x29,80 m. ölçülerindeki batı kenarında yarım daire şeklinde oturma basamakları vardır. Kuzey anta duvarının dış kısmında Latince, iç kısmında Grekçe yazıtlar vardır. Kuzey antanın dış kısımında Diocletianus Döneminde (MS 284–305) kentte satılan mallar ve onların fiyatları bulunmaktadır. Kuzey antanın iç kısmında diğer yazıtların yanı sıra Menippos’un takvimi bulunmaktadır. Bu takvimde aylardan birisi 28, diğerleri 30 ve 31 gündür. Takvim başlangıcı olarak kabul edilen tarih ise günümüzden yaklaşık 3500 yıl öncesine aittir. Bouleuterion’un güney duvarında ise Osmanlı Dönemine ait yazıt ve bitkisel bezemeler vardır. Buradaki yazıtlardan birisi Hicrî Receb 1017 (Milâdî Ekim-Kasım 1608) tarihini vermektedir.
Tiyatro, Greko-Romen tipinde, çift diazomalı inşa edilmiştir. Yaklaşık 15.000 kişilik tiyatronun cavea kısmı kuzeye bakmaktadır. Yapı Kurukümes’in kuzey eteklerine yerleştirilmiştir. Buradan sonra kent yerleşim topoğrafyası güneye doğru yükselmektedir (Resim: 2). Batı yöndeki analemna duvarında Klasik Döneme kadar giden duvarların olması, tiyatronun oldukça eski olduğunu göstermektedir. Özellikle Augustus Dönemi ve sonrasında yapıda büyük değişiklik ve eklemeler olmuştur.
Tapınak, tiyatronun güneyindeki bir üst terasta yer almaktadır. Bu yapı ve çevresi tiyatro ile birlikte düşünülüp ona göre düzenlenmiş olmalıdır6. Bu nedenle burası aynı zamanda bir tiyatro tapınağı olarak da değerlendirilebilir. Tiyatro ile bağlantılı olan tapınak terası da Hellenistik Dönem öncesine ait yapılardandır. Şimdi kalıntıları görülen tapınak ise peripteral planlı, İon düzeninde, üç basamaklı bir alt yapı üzerine inşa edilmiştir (Resim: 3). Kuzey- güney yönündeki tapınağın stylobat ölçüleri 12,55x18,54 metredir. Tapınak Erken İmparatorluk Dönemine tarihlenmektedir.
Kentte, aralarında agoralar, hamamlar, tapınaklar ve kiliselerin de olduğu pek çok antik yapının varlığı yazıtlardan bilinmesine rağmen, çoğunun kesin yeri tespit edilememiştir. Antik yapıların yanı sıra, burada 15. yy.a tarihlenen Beylikler Dönemi Türk hamamı bulunmaktadır. Ayrıca köy camisi ve çevresindeki farklı mesleklere ait dükkânların olduğu köy meydanı ve buraya bağlanan sokaklar taş döşemesi ile birlikte, iyi bir şekilde korunmuştur (Resim: 4). Ağalara ve az gelirli kişilere ait 18 ve 20. yy. evleri, kent dokusu içinde rahatlıkla anlaşılabilmektedir.
Stratonikeiakentininçevresindefarklıtiptemezarörnekleribulunmaktadır. Bu nedenle en az iki ayrı yönde büyük nekropolün olduğu düşünülmektedir. Kentin kuzeyindeki nekropol alanı, kuzey şehir kapısının hemen önünden başlamakta ve yolun her iki yanı boyunca kuzeyde Lagina’ya doğru devam etmektedir. Kentin doğusundaki alanda, farklı tiplerde, bazılarında kabartmalı stellerin de olduğu mezar örnekleri tespit edilmiştir. Bu mezarlardan çıkan buluntular ve steller 1977 yılından itibaren sırasıyla Bodrum, Milas ve Muğla Müzelerine götürülmüştür (Resim: 5). Kentin güneyinde Işık Deresi’nde ve batısındaki Değirmen Mevkii’nde farklı tiplerde mezarların olduğu bilinmektedir.
3 2008 Yılı Çalışmaları
Kazının ilk yılı olması nedeniyle ağırlıklı olarak yapıların temizliği ve önceki dönemden kalan kazı topraklarının atılmasına ağırlık verildi. Kuzey şehir kapısındaki temizlik ve toprak atımı tamamlandı ve burada kazılar yapılmaya başlandı.
3.1 Kuzey Şehir Kapısı
Kuzey kapısında bu yıl, çeşmeye ait havuzun kuzeyinde, havuz içinde ve kapının batı girişi önünde kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Önce kuzey şehir kapısında yer alan çeşmeye ait havuzun kuzey dış bölümü önünde daha önceki kazılardan kalan toprağın atılması için kazı yapıldı. Bu kazı toprağı içinde üst yapıya ait mermer bloklar yer almaktaydı. Yapılan temizlik ve kazı çalışmalarında havuzun dış bükey duvarının kuzey yüzü ortaya çıkarıldı. Burada duvarın ön kısmına sonradan eklenmiş devşirme bloklarla yapılmış duvar kalıntısı tespit edildi. Bizans Dönemi güçlendirmesi olan bu tek sıra duvarda MS 2. yy. ve sonrasına ait Korinth başlığı ve geisipodes blokları duvar taşı olarak kullanılmıştı.
İki giriş kapısı arasında bulunan yarım yuvarlak havuzun içinde Prof. Dr. Yusuf Boysal döneminde birçok heykel ve portrenin bulunduğu bilinmektedir. Ancak havuzun içindeki anıtsal kapı ve çeşmeye ait mimarî bloklar kaldırılmamıştı (Resim: 6). Bu blokların buluntu yerleri plana işlendikten sonra vinç yardımı ile kaldırılarak havuzun kuzeyine tasnif edildi. Bloklar kaldırıldıktan sonra zemin üzerindeki milli topraklar kazıldığında yer yer bozulmuş, bazı kısımları tamirat görmüş mozaik döşemeye rastlandı (Resim: 7). Mozaik havuzun yarım daire formuna uygun bir şekilde yerleştirilmiş ve kenarı bir çerçeve ile sınırlandırılmıştı. Bu çerçeve haricinde, mozaik üzerinde ayrı olarak geometrik ve bitkisel bezemeler görülmektedir (Resim: 8). Sade bir görünüme sahip mozaikte, açık renk zemin üzerine siyah ve çok az da koyu kırmızı renkler kullanılmıştır. Havuzun iç duvarı yaklaşık 0,10 m. kalınlığında harçla tutturulmuş plâka mermerlerle kaplanmıştır. 0,02 m. kalınlığındaki mermer plâkalar sadece kireç harçla değil, aralıklarla atılan ince demir donatılar kullanılarak sabitlenmiştir.
Bu biçimiyle mozaik döşeme Erken Bizans Dönemi özellikleri göstermektedir. Ayrıca burada yapılan çalışmalarda MS 5 yy. ortalarına tarihlenen portreler bulunmuştur. Çeşmenin Erken Antoninler Dönemine tarihlenen ilk evresiyle ilgili olmayan bu portrelerin su sistemiyle ilgili değişiklikleri finanse eden aileye ait olabileceği düşünülmüştür. Bu yeni düzenlemeler, mozaik döşeme ile birlikte havuzun su sistemindeki değişikliklerin yapıldığı dönemde gerçekleştirilmiş olmalıdır.
3.1 Kuzey Cadde
Şehre kuzeyden girişi sağlayan ve aynı zamanda Lagina Hekate Kutsal Alanı’na giden yolun başlangıcı olan yer kuzey şehir kapısıdır. Bu iki kapı kentin iç kısmında, kapılar ve arasındaki anıtsal çeşme önünde bulunan mermer döşeli geniş bir meydana açılır. Kapıların güneyinde yer alan bu meydanda batı giriş hizasında iki, doğu giriş hizasında da iki olmak üzere toplam dört anıtsal sütun bulunur. Bu sütunlardan batı girişinin güneybatısındaki sütun, başlığı ile birlikte ayaktadır. Bu girişlerin hemen önünde yer alan anıtsal sütunların güney karşılarında simetrik olarak yerleştirilmiş 4 tane anıtsal sütun yer almaktadır. Ancak sadece batı taraftaki iki anıtsal sütunun postament kaideleri ile orijinal yerlerinde durmaktadır. Kapının güneyinde yer alan toplam 8 anıtsal sütun kabaca geniş mermer döşeli meydanın sınırını oluşturmaktadır. Meydanın güneyinde bulunan anıtsal sütunlardan sonra kuzey cadde başlamaktadır (Resim: 9).
Bu sezon Kuzey Cadde, 08SKC01 numaralı yapının güneybatısından güneye doğru açılmaya başlanmıştır. Bu yapının güneybatı köşesinden itibaren caddenin doğusunda yer aldığı için doğu peristasisi olarak adlandırılan sütun dizisine rastlandı. Peristasisin doğusunda ise Bizans Dönemine ait mozaik döşemenin olduğu yapı kalıntıları görülmektedir. Batıda ise 4 tane postamentin dizili olduğu batı peristasisin başlangıcı vardır. Böylelikle iki peristasis arasında kalan 8,70 m. genişliğinde mermer döşeli altında kanalizasyon bulunan cadde anıtsal bir şekilde güneye, kentin merkezine doğru devam etmektedir. Burası kentin giriş kapısından kent merkezine giden ana caddelerden en anıtsalı olmalıdır (Resim: 10).
Caddenin her iki kenarındaki peristasisler farklı tipte sütun kaideleri, sütun tamburları, Dor ve Korinth sütun başlıkları ile Dor, İon ve Korinth düzenine ait üst yapı elemanlarının karışımından oluşmaktadır. Bunlar Bizans Döneminin toplama taşlardan oluşturulan portik sistemi geleneğini tam olarak yansıtan örneklerdir. Peristasisin doğu kısmı ise mozaik kaplıdır. Bu alan açılmadığı için mozaiğin portik ile bağlantısının varlığının dışında, işlevi ve büyüklüğü kesinlik kazanmamıştır.
Doğu peristasisin hem batısında, hem de doğusunda Bizans Dönemine tarihlenen toplam 5 mezarın kazısı yapılmıştır. Mezarların hepsinin kapak seviyesi peristasis üst seviyesindedir. Peristasisin doğu tarafında bulunan iki mezar Bizans Dönemine ait mozaik döşeme kırılarak buraya yerleştirilmiştir (Resim: 11). Bunlar Bizans Dönemi yapıları deprem ile yıkıldıktan sonra, bir dönem için belirli bir alanın mezarlık olarak kullanılmış olduğunu göstermektedir.
3.2 08SKC01 Numaralı Yapı
Kente girişi sağlayan kuzey şehir kapısının doğu girişi hizasında, kuzey caddenin başlangıcında doğu köşede; 08SKC01 numarası verdiğimiz, dış cephesi mermer, iç kısmı kireç taşı-kayrak, kare bir anıtın alt basamaklarına rastlanmıştır. Yapı dışta üç basamakla yükseltilmiş olup içi kısmında girişi doğudan yuvarlak bir mekân vardır. Yuvarlak mekânın duvarları kaliteli bir işçilik göstermektedir. Girişin bulunduğu doğu cephe 1. basamak seviyesinde ve diğer üç cepheden farklıdır (Resim: 12).
Yapının batı yönündeki basamakları üzerinde, sonradan eklenen devşirme mermer bloklarla yapılmış dörtgen bir bölüm yer almaktadır. Burası Bizans Dönemi eklemesidir.
Yapının daha önce açığa çıkarılmış olan kuzey batı köşesinden bakılınca yapının cadde seviyesinden 0,55 m. yukarıda olduğu ve kayrak taşlar kullanılarak yapılmış temel taşları açıkça görülmektedir. Yapı euthynteria seviyesinde 8,21x8,22 m, toikhobat seviyesinde 6,50x6,51 m. ölçülerinde kare, iç kısmı 4,30 m. çapında yuvarlak formdadır. Kuzeydoğu yönde toikhobatın üzerinde üst kısmı kırık olan 3 adet orthostat bloğu orijinal yerinde bulunmuştur. Orthostat bloklarının sağlam olan kısımlarının kenarında 0,01 m. genişliğinde bant profili işlidir.
Yapılan çalışmalarda in situ çıkarılan 3 orthostat bloğunun dışında, yapının güneyinde ve batısında 2 orthostat bloğu daha bulunmuştur (08SKC- 05 ve 08SKC-22). Her iki bloğun da yüksekliği 0,81 m. iken uzunlukları farklı ölçülerdedir. Buradaki çalışmalarda yapıyı inşa eden ustaların orthostat bloklarının nereye geleceğini toikobatın üzerindeki anathyrosisin ince yonulu kısmı üzerine işaretlemiş oldukları görülmüştür. Bulunan 2 orthostat bloğu ölçüldüğünde hatasız olarak yapıda geldikleri yerlere yerleştirilmiştir. Çok az orthostat bloğu bulunmuş olsa da, yapının üzerindeki taşçı işaretlerinden yapının orthostat bloklarının uzunlukları çizim üzerinde belirlenebilmektedir. Bu tespitle, yapıya ait olan birçok orthostat bloğu eksik olmasına rağmen, yapıyı çizim ortamında ayağa kaldırırken her bir orthostat bloğunun uzunluğu gerçek ölçülerinde gösterilecektir. Ayrıca orthostat bloğunun üzerine gelen 0,24 m. yüksekliğindeki yatay duvar bloğunun da sadece biri tespit edilerek yerine konulmuştur (08SKC-01). Böylece yapının cephesi podyum toikhobatı ile podyum gövdesinin orthostatı ve üzerine gelen yatay blok seviyesinde kesin olarak belirlenmiştir. Podyum gövdesini tamamlamak için bunun üzerine en az bir taş sırası daha gelmelidir.
Doğu giriş kısmının ön tarafında yapılan seviye indirme çalışmaları sırasında giriş seviyesinde yuvarlak formda iki cepheli, iki faskialı, soffitli, sütun arşitravı bloğu bulunmuştur (08SKC-112). Bloğun iç tarafa bakan yüzünde taç profilinde Ion kymationu ve inci payet işliyken, dış kısımda taçta inci payet, Ion kymationu ve anthemion dizisi işlenmiştir. Anthemion dizisinde açık ve kapalı palmetlerin arasına lotus gelecek şekilde düzenleme yapılmıştır.
Arşitravın iç kısmındaki profilinde Ion kymationu ile inci payetler uyum içinde sıralı yerleştirilmiştir. Mızrak uçları ve yumurta kabuğunun uç kısmı düzenli olarak payetlerin üzerine gelmektedir. Yumurta ile kabuk yüzeyselolarak işlenmiş olsa da iki yumurta arasına gelen mızrak ucu yumurtanın kabuğundan sıyrılmıştır. Benzer biçimde yüzeysel işlenmiş Ion kymationu bezemelerine kentin kutsal alanı olan Lagina’da Augustus Dönemi imar faaliyetleri içinde yoğun olarak rastlanır. Bire bir aynı olmasa da Lagina Hekate Kutsal Alanı’ndaki altarda, naiskoslarda ve yuvarlak planlı yapıda yüzeysel işlenmiş Ion kymationu bezemesi vardır.
Yapının doğusunda arşitravdan başka bir de yuvarlak formda yapılmış korniş bloğu bulunmuştur (08SKC113). Blok yapının giriş seviyesinde geç döneme ait duvar altında devşirme olarak kullanılmıştır. Bloğun bulunuş şekli düşünüldüğünde yapıya ve arşitrava yakın olması, sanki duvarın temelinde düştüğü şekliyle kullanıldığı fikrini doğrulamaktadır. Dış cephesi kare olan yapının içinin yuvarlak şekilde boş olması ve üst yapı bloklarının yapının hemen yanına düşmüş olarak ele geçirilmesi bunların bu yapıya ait olabileceğini desteklemektedir.
Yapının içinde tarih verebilecek tek buluntu olarak 08SKC01-PT01 numarasını verdiğimiz unguentarium ele geçirilmiştir. Unguentariumun bulunduğu seviye, girişi sağlayan mermer eşik taşının hemen altında zemin döşemesinin 0,20 m. üst kısmındadır. Boyun ve ağız kısmı eksik olan unguentarium formuna göre MÖ 2 ve MÖ 1 yy.a tarihlenmektedir. Mimarî bezemelerinin Augustus Dönemi özelliklerini göstermesi yapının tarihi ile ilgili olarak küçük buluntu ve mimarî bezemenin birbirini destekler nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır.
08SKC01 numaralı yapının ne için yapıldığı ya da kullanıldığı hakkında herhangi bir yazıt bulunmamıştır. Yapının bugüne kadar ortaya çıkarılan bölümleri ve kentin içindeki konumu düşünüldüğünde, farklı bir yapı olduğu açıktır. Ancak yapılacak çalışmalardan sonra yapı hakkında kesin fikirler öne sürülebilir. Yapının dış cephesinin mermerden kare bir podyum şeklinde yapılıp iç kısmının kayrak taşından yuvarlak formda düzenli ve kaliteli bir işçilikle örülmüş olması ilgi çekicidir. Bu şekliyle yapının önemli bir işlevi olduğu kesindir. Yapı cadde üzerinde yer almasına rağmen dört tarafta da cadde seviyesinden 0,55 m. yukardadır. Bu da var olan cadde kalıntısıyla farklı dönemlerde yapılmış olduğu fikrini düşündürmektedir. Çünkü hiçbir cephede, bu 0,55 metrelik yüksekliği kapatacak blok izine rastlanmamıştır. Bu da 08SKC01 numaralı yapının caddeden sonra inşa edildiği tezini kesinleştirmektedir. Klâsik ve Hellenistik Dönem sur duvarlarının geçtiği hat burada bilindiğinden, bu yapının sur duvarı içinde kaldığı kesindir. MS 139 depreminden sonra inşa edildiği bilinen kuzey şehir kapısı ve önündeki meydan düzenlemesinde bu yapıya hiç dokunulmamıştır.
Mimarî özelliklere bakıldığında, arada farklılıklar olsa da genel olarak kare podyum üzerine sütunların taşıdığı yuvarlak üst yapısı olan anıtların varlığı bilinmektedir. Surun içinde ve kent merkezine giden ana caddenin kenarında bulunmasına rağmen, başka anıtların yanı sıra benzer şekilde mezar anıtları da MÖ 1. yy.dan itibaren kent içine inşa edilmeye başlanmıştır. Ayrıca kentle ilgili yapılan daha önceki çalışmalar sırasında yuvarlak sunak bulunmuş ve bu sunağın bir Heroon’un önünde yer almış olması gerektiği söylenmiştir. Bu anıtın yakınında bulunmuş olan bu sunağa göre Heroon’un yeri tespit edilememiş olsa bile, kentte ya da buranın yakınında en azından bir Heroon’un varlığı anlaşılmaktadır. Böylelikle 08SKC01 numaralı yapının bir Heroon olma ihtimali ağırlık kazanmaktadır.
08SKC01 numaralı yapının etrafında kazılar yapılmıştır. Yapının kuzeybatı köşesine dik olarak gelen kuzey-güney yönlü Bizans Dönemine ait duvarın doğu tarafında yapılan çalışmalarda yoğun şekilde dolgu toprakla karşılaşılmıştır. Dolgu toprak içinden seramik parçalarının yanı sıra, çok fazla miktarda demir çivi, kırık tuğla ve çatı kiremidi parçaları bulunmuştur (Resim: 13). Bulunan parçaların yoğunluğu bir ya da birden fazla yapıya ait moloz malzemenin duvarın doğu tarafına doldurulmuş olduğunu göstermektedir. Bu dolgu içindeki en önemli buluntulardan birisi bronz haçlardır (08SKC01-B05–6). Farklı büyüklüklerdeki bu iki Latin Haçı bronz zincirleriyle bulunmuştur. Haçların uzun olan kolunun her iki ucunda bronz zincirlerin bir ya da ikişer halkasının sağlam olarak bulunması burasının Bizans Döneminde farklı işlevlerle kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu haçlar dik olarak uzun kolun her iki uçundaki halkalardan kolay bir şekilde asılıyor olmalıdır.
3.3 Sur Duvarı Temizlik Çalışmaları
Stratonikeia antik kentinin erken sur duvarları yerleşmenin güneyindeki Kurukümes Dağı üzerinde bulunmaktadır. Kentin güneybatı köşesinde Kurukümes Dağı üzerinde ve devamındaki erken surlar üzerinde daha sonraki döneme ait ilâve ve tamiratlar bulunmaktadır. Klâsik ve Helenistik Dönem sur duvarlarına ait kalıntılara kuzeydeki düzlükte rastlanmaktadır. Sur duvarının büyük bir kısmı takip edilebilmektedir. Bazı yerlerde kalın duvarlar örülmüş, bazı yerlerde de doğal dik ve sarp kayalıklardan yararlanılmıştır. Sur duvarının planı ilk kazı döneminde Prof. Dr. Ahmet A. Tırpan tarafından çıkarılmıştı.
Eski köy meydanın hemen batısında köy camisi ve hamam yapısına yakın bir noktada, köyün girişinde bulunan sur duvarları kötü bir görünüm içerisindeydi. Ayrıca sur önüne dökülen toprak nedeniyle, bulunduğu alana yakışmayacak şekilde bir manzara sergilemekteydi. Bu alanda temizlik yapılarak yığılmış olan topraklar atıldı. Çalışma sonrasında sur duvarının kentin içine bakan yüzeyi tam olarak açığa çıkarıldı.
En az üç sıra taş örgüsü açığa çıkarılan sur duvarı kabarık yüzeyli kaba yonulu dörtgen ve yamuk taşlardan örülmüştü. Bu duvar örgü tekniği sur duvarının güneybatı köşesindeki Kız Kulesi’nde de görülmektedir. Bu bölgede bu tekniğin en güzel örnekleri Koranza’da Apollon ve Artemis Kutsal Alanı’nda teras duvarında20 ve Lagina Hekate Kutsal Alanı’nda peribolos duvarında görülmektedir. Her iki dinî merkezdeki duvar örgüleri bulunan kitabeler ve arkeolojik buluntulara göre MÖ 4. yy.a tarihlenmiştir.
Böylelikle kentin Seleukos kolonisi MÖ 3. yy. başları olmakla birlikte, bu tarihten önce kentte bir sur duvarının varlığı anlaşılmaktadır. Bu kalıntılar; antik yazarların bildirdiği ve daha önceden varlığı bilinen Hellenistik Dönem öncesine tarihlenen yerleşmeye ait önemli tespitlerdir.
4 Epigrafya Çalışmaları
Murat AYDAŞ
2008 kazı sezonu çalışmalarında, Stratonikeia antik kentinde yer alan yapılarla ilgili kitabeler Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Aşağıda yapılar ile ilgili Grekçe yazıtların Türkçe çevirileri verilmiştir.
4.1 Gymnasion’lar
- Hierokles’in oğlu Apollonios ve Apollonios’un oğlu Hierokles Gymnasion başkanı oldular. Onlar, baba-oğul, Papias’ın oğlu Dionysokles Mentor’un görevde olduğu yılın dördüncü günü, Gymnasion’a gelen bütün yurttaşlara konuksever ve onursever bir biçimde hizmet ettiler. Ayrıca, Gymnasion’un kapnisterion (caldarium) bölümünü yaktılar.
- Onursever bir biçimde hizmet ettiği öteki tanrıların yanındaki rahipliğinden ve çelenk taşıyıcılığından sonra vaatten rahip olan, Stratokles’in oğlu, Quirinalı, Diokles olarak da tanınan Koliorgalı Tiberius Flavius Menandros ve ikinci kez rahibe olan Flavia Leontis, Tiberius Flavius Menandros Heraia’da en büyük ve en ünlü Panamaralı Zeus’un rahibi olduktan, Leontis ise hem Komyria’da hem de Heraia’da tanrıçanın anahtar taşıyıcısı olduktan sonra, tüm süsüyle beraber Yukarı Gymnasion’un atriumunu yaptırdılar. Hekate’nin de rahipleri olunca gelen tüm yurttaşlara ve peripolion’da oturanlara sık sık onursever ve zengin bir biçimde yemek verdiler. Kent için gönderilen sunuların karşılığını Nysalılara altta kalmadan verdiler. Kutsal peripolionda olan herkese çekilmiş zetinyağı ikram ettiler.
4.2. Hamamlar
- En büyük tanrı Panamara’lı Zeus’un rahipliği sırasında, iki hamamda her talihte ve her yaşta insana işlenmiş zeytinyağı verdi. Aynı şekilde, her talihte ve her yaşta insana, Lagina Hekate Kutsal Alanı’nda da bayram günlerinde zeytinyağı verdi.
- Doğum Günü Bayramı’nda, çocukları Phaidros, Leontis, Aeneas Phaidros ve kayınbiraderleri Paulus ve [ ] ile birlikte kadınlara ve erkeklere yine onur sever bir biçimde hizmet ettiler. Bütün bu günlerde kadınlara zeytinyağı ikram ettiler. Olmayanlara pay ayırdılar. Stratonikeia kentine ve Azanioslar’a Kadınlar Hamamı adadılar. Herkese ve Gymnasion’da Tanrıça Hekate’nin Şenlik Alayı’na zeytinyağı ikram ettiler. Yurda gelen tiyatrocuları onurlandırdılar. Kadın yurttaşlara başrahiplik adına onar drakhme verdiler.
4.3 Bouleuterion Duvarındaki Takvim
- Satır başlarındaki ilk harfler, yukarıdan aşağıya doğru, bu takvimi hazırlayanın adını oluşturmaktadır. Bu harfler yan yana getirildiğinde şu cümle ortaya çıkmaktadır: “(Bu takvimi) Stratonikeia’lı Menippos icat etti.”
|
Stratonikeia Takviminin Tercümesi
|
Gün Sayısı
|
Ayların Adları
|
|
Bu takvimi, insanlarıma bir hatıra olarak icat ettim. Ayları alt alta sıralayıp her satırı musiki düzeniyle ölçtüm. Amacım; ölümlülerle eşit fırsata sahip olmayan eğitimsiz bir Stratonikeia’lı bu takvimi gördüğünde, satırları sayıp ayları öğrensin. Sevgili yurttaşlarıma faydalı olması için böyle yazdım.
Sen bana, tanrıça Pronoia, bir sonraki iyi düşünülmüş tatlı dizeyi haber ver ki, yıl dönümünde en büyük tanrılarımız Hera ve Zeus’a sunu sunup teşekkür edelim. Ben de, mutlu bir Stratonikeia vatandaşı olarak bu tanrılara üçgen tablet sunayım.
1505 Senesinde.
|
31
30
31
31
28
31
30
31
30
31
31
30
|
Caesar
Apellaios
Audnaios
Peritios
Dystros
Ksandikos
Artemision
Daisios
Panemos
Loos
Gorpiaios
Hyperberetaios
|
4.4 Kiliseler
1-Aziz ve ünlü Havariler’in Kilisesi’ne ait arazinin sınır taşıdır.
2- İsa’yı seven Hıristiyanların bir araya gelişi ve Constantius Antonius’un gücüyle, Theotokos (Maria)’ya ait bu kilise inşa edildi.
3- Solda: Maximus. Sağda: Tanrı. Bana bakıyorsun: Stratonikeia kentine ve halkına işlerimizden karşılıksız çok şey veren Maximus’a… Bu nedenle, Stratonikeia Meclisi ve yoksul yurttaşları, Tanrı’nın ve İsa’nın kutsal mabetlerinin önüne, onur veren mermer heykellerle beni diktiler ki mülke değil iyiliğe önem verilsin.