KUTSAL ALANLAR

Kentin iki ana caddesinden Kuzey Şehir Kapısı ve Çeşme Anıtı’ndan başlayan ve güneye doğru devam eden Kuzey Cadde ile Gymnasion’dan başlayıp batıya doğru devam eden Batı Sütunlu Cadde’nin birleştiği kavşağın güneydoğusunda, Bouleuterion’un hemen doğusundaki alanda, Kutsal Alan ya da büyük agoralardan birisinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Güney ve batı duvarları ile kent dokusu içindeki yerine göre burasının merkezi ve aynı zamanda kutsal yönünün de olduğu bir alan olabileceği düşünülmektedir. Buraya Kuzey ve Batı caddelerinin birleşme noktasını oluşturan kavşağın yakınından gösterişli bir propylon ile giriş sağlanıyor olmalıdır. Bu propylonun dışında, bir tanesi güneybatı köşede korunmuş olan başka kapıların da varlığı kesindir.

Orijinal haliyle günümüze kadar korunarak gelen duvar örgüleri ve bunların teknikleri MÖ 4. yüzyılda kent suru genişletildiğinde buradaki duvarlarda da düzenlemelerin yapıldığı ve bundan önceki dönemde de burada duvarlarla çevrili bir alanın varlığı anlaşılmaktadır. M. Ç. Şahin’in yazıtlara göre yaptığı değerlendirmeler sonucunda; Zeus Khrysaoris’in, antik kentin içinde ya da çok yakınında olduğunu belirttiği kutsal alan burada olabilir. En azından Arkaik Dönem’den beri Stratonikeia ile Lagina Hekate Kutsal Alanı arasında varlığı bilinen ve kentin hemen kuzeyinde nekropol içinden ilerleyerek gelen kutsal yolun, her dönemde Kuzey Şehir Kapısı’ndan geçtikten sonra direk bu alana yönlendirilmiş olması tesadüf olmamalıdır.

Tiyatronun hemen güneyindeki bir üst kademeyi oluşturan teras alanı, içinde bulunan ve Augustus-İmparatorlara ait olduğu anlaşılan tapınak nedeniyle, Augustus Kutsal Alanı şekilde isimlendirilmiştir. Ancak Augustus Dönemi’nde (MÖ 27 – MS 14) bu geniş terasın sadece doğu ucuna, kısmen önceki döneme ait teras duvarları da kullanılarak yeni bir kutsal alan oluşturulmuştur. Bu nedenle Augustus Kutsal Alanı’nın bu terasın bütünü ile ilgisinin olmadığı arkeolojik kazılar ile kesinleştirilmiştir. Bu teras, Augustus Dönemi’nden çok önce, Kadıkulesi kuzey yamaçlarındaki kentin sur duvarının aşağı kenti içine alacak şekilde genişletildiği dönemden önce de vardı. Teras ilk oluşturulduğu zamandan bugüne Klasik, Hellenistik ve Roma dönemlerinde yapısal imarlar geçirmiştir. Doğu Roma Dönemi’nde ise terasın güneydoğu köşesindeki eğimli yamaçta var olan bir kaynak suyu nedeniyle havuz yapılmıştır.