2025 YILI KAZI, KORUMA VE ONARIM ÇALIŞMALARI
Tripolis Antik Kenti 2025 yılı çalışmaları kent merkezine inşa edilmiş sivil ve kamusal yapıların içerisinde ve çevresinde zamanla doğal yollarla oluşan bitki örtüsünün temizliği ve çevre düzenleme çalışmalarıyla başlamış ve yıl boyunca belirli periyodlarla devam etmiştir. Arkeolojik kazı çalışmaları Geleceğe Miras Projesi ve 2025 yılı kazı programı kapsamında Agora Hamamı, 2D1 Yapısı (Balık Havuzlu Konut) ve Konut Alanı Doğu Sokak kanalizasyon çalışmaları ile sürdürülmüştür.
Koruma ve onarım çalışmaları ise Anıtsal Çeşme’de yapılmıştır. Bunun yanında yapılar içerisinde kazısı tamamlanan alanlarda restorasyon ve konservasyona yönelik basit onarım ve koruma faaliyetleri, periyodik bakım çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Plan 1). Kazı laboratuvarında ise küçük buluntu gruplarının konservasyon çalışmaları yapılmıştır. Mimari, küçük buluntu ve seramik çizim çalışmalarına yıl boyunca devam edilmiştir. Kazı alanında ele geçen eserlerin belgeleme çalışmaları yapılmış, eserler; materyal özelliklerine ve kullanım amaçlarına göre ayrılmış, fotoğraflarla belgelendirilmiş ve veri tabanına büyük bir kısmı işlenmiştir.
Çalışmalar sonunda bulunan eserler nitelik durumlarına göre envanterlik, etütlük ve analizlik olarak ayrılmıştır. Buna göre 2025 yılı kazı çalışmalarında toplam 719 adet buluntu kayıt altına alınmıştır.

1. KAZI ÇALIŞMALARI
2025 yılı kazı çalışmaları Agora Hamamı, Mozaikli Konut Doğu Sokak Kanalizasyon hattı ve Balık Havuzlu Konut yapılarında gerçekleştirilmiştir (Plan 2).

1.1. Agora Hamamı Kazı Çalışmaları
Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı çalışmaları yürütülen Agora Hamamı; MS 6.-7. yy.lara tarihlenen nadir yapılardan birini oluşturmaktadır. Bu anıtsal yapı, Tripolis’in Erken Roma İmparatorluk Dönemi’nden itibaren ana caddeler, sokaklar, sütunlu galeriler, Anıtsal Çeşme, Latrina, Kutsal Alan gibi kamu yapılarının bir arada toplandığı bir alana konumlandırılmıştır. Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki ilk kullanımı olasılıkla bazilika olan yapının, Geç Antik Çağ’da fil ayaklarının aralarının duvarlarla kapatılmasıyla oluşturulan mekânlara ayrılarak hamam kompleksine dönüştürüldüğü anlaşılmıştır. Kazı çalışmalarından elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda, yapının inşa edildiği dönem itibariyle oldukça büyük bir alana yayılan hamam yapısı, kubbeli iki adet calidarium, beşik tonozlu bir tepidarium ve oldukça geniş dikdörtgen planlı bir apodyterium bölümünden oluşan sıralı tipte bir plana sahiptir. Frigidarium, sudatorium ve en az üç mekândan oluşan servis odaları da bu büyük yapı kompleksinin diğer bölümlerini oluşturmaktadır (Resim 1).

2024 yılında hamamın bölümlerini oluşturan; apoditerium (soyunmalık), frigidarium (soğukluk), tepidarium (ılıklık), calidarium 1 (sıcaklık) ve servis alanı olarak belirlenen salonlarda çalışmalar gerçekleştirilmiştir (https://www.pau.edu.tr/tripolis/tr/sayfa/2024-11). 2025 yılı kazı çalışmalarında ise sudatorium (terleme odası) ve calidarium 2 (sıcaklık) olarak belirlenen odalarda kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
1.1.1. Sudatorium (Terleme Odası) Kazı Çalışmaları
Calidarium 2’nin hemen doğu bitişinde yer almaktadır. Yaklaşık 50 m2 iç ölçüsü bulunan mekânın, hamam bölümlerinden birisi olan sudatorium (terleme odası) bölümü olduğu tespit edilmiştir. Sudatorium’da kazı çalışmaları yaklaşık 5 m’lik yıkıntı ve dolgu tabakası içerisinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sonucunda mekânı sınırlandıran beden duvarları görünür hale getirilmiş ve mekân içindeki mimari yapı düzenlemeleri açığa çıkarılmıştır. Mekân içerisine doğu, batı ve kuzey yönlerde bulunan kapılarla giriş sağlandığı görülmektedir. Mekânın zeminin ve mekânı sınırlandıran kesme traverten taş, çay taşları ve tuğlalar kullanılarak örülmüş olan duvarların iç cephe yüzeylerinin mermer plaka kaplı olduğu görülmektedir. Mekân içerisinde güney, kuzey ve batı duvar kenarlarında yine mermer plaka kaplı oturma sekileri yer almaktadır. Mekânın ısıtmasını, zemin altında yer alan 1.50 m derinliği bulunan hypocaust sistemi sağlamaktadır. Söz konusu ısıtma sistemine ait pişmiş toprak tuğla payeler yuvarlak ve kare formunda olup, 17 sıradan oluşmaktadır (Resim 2-3-4-5).



1.1.2. Calidarium 2 (Sıcaklık Odası) Kazı Çalışmaları
Calidarium 2, sudatoriumun batı, calidarium 1’in ise güney bitişiğinde yer almaktadır. Yaklaşık 192 m2lik iç ölçüsü bulunan dikdörtgen planlı mekânda gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda mekânın, hamamın bölümlerinden olan calidarium (sıcaklık) bölümü olduğu anlaşılmış ve “Calidarium 2” olarak adlandırılmıştır. Calidarium 2 kazı çalışmalarına 2024 yılında başlanmış ve ele geçen buluntu ve kalıntılar sayesinde MS 10. yüzyıla tarihlendirilen tabakada sonlandırılmıştır. Buluntular arasındaki bronz iğneler ve yüksük, içerisinde domuz, keçi ve keklik gibi faklı hayvan kemiklerinin bulunduğu çömlekler ve MS 920-944 Constantin VII-Romanos I Dönemi’ne tarihlendirilen sikke, bu üst tabakanın MS 10. yüzyılda yaşam alanı olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır (Resim 6).

2025 yılı çalışmaları, söz konusu tabakanın altında yatan hamam evresini ortaya çıkarmak, hamamın diğer bölümleriyle ilişkisini tespit etmek ve dönem içerisinde geçirmiş olduğu mimari yenilemeleri ve iç mekân düzenlemelerini açığa çıkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda mekân içerisinde yaklaşık 4 m’lik dolgu ve yıkıntı tabakasında kazı çalışmaları sürdürülmüş ve mekânın, hamamın bölümlerinden olan calidarium (sıcaklık) bölümü olduğu anlaşılmıştır. Mekânı sınırlandıran beden duvarlarının tıpkı diğer mekânlarda olduğu gibi kesme traverten blok taşları, çay taşları ve tuğla kullanılarak örüldüğü ve iç cephe yüzeylerinin ise mermer plaka kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Mekân içerisine her dört yönde bulunan kapılarla giriş sağlandığı tespit edilmiştir. Mekânın üst örtüsünün beşik tonoz çatı sistemi şeklinde, pişmiş toprak tuğlalar ile kapatıldığı kazı çalışmaları sonucunda zemin üzerine yıkıldığı görülen öbekler halindeki yıkıntı tabakasıyla tespit edilmiştir. Çatının direkt zemin üzerine yıkılmış olmasıyla mekânın zemininin ve ısıtma sistemi olan hypocaust düzenlemesinin tamamen tahrip olduğu anlaşılmıştır (Resim 7-8-9-10).


1.2. Balık Havuzlu Konut Yapısı Kazı Çalışmaları
2025 yılı Geleceğe Miras Projesi kapsamında çalışmaların yürütüldüğü alandaki yapı, daha önceki yıllarda yapılan hava fotoğrafı çalışmalarıyla elde edilen veriler sayesinde tespit edilerek, kent yapılarına ait haritalandırma çalışmalarında oluşturulan 2. Bölge D1 parseli olarak isimlendirilen insula üzerinde yer almaktadır ve yaklaşık olarak 1650 m2 lik bir alanı kapsamaktadır. Anıtsal Çeşme’nin 70 metre kuzeydoğusundaki bu yapıya, “2D1 Yapısı” ismi verilerek kazı çalışmalarına başlanmıştır. Mevcut alandaki kazı çalışmalarının amacı yapıyı ortaya çıkararak yapının planı, kullanım evreleri, işlevi ve etrafında bulunan diğer yapılarla olan bağlantısı hakkında bilgi sahibi olmaktır. Sürdürülen çalışmalarla yapıya ait bölümler şekillenmeye başlamış, ortaya çıkarılan düzenlemeler neticesinde de yapının kompleks bir konut mimarisi oluşturduğu anlaşılarak “Balık Havuzlu Konut Yapısı” olarak yapının ismi güncellenmiştir (Plan 3, Resim 11).


Kentin merkezi konumunda yer alan kompleks yapı grubunun ortaya çıkarılmış olması, sivil mimariye ait yaşam alanlarının kentin farklı noktalarında oluşturulduğunu anlamamıza katkı sağlamıştır. Kentin güneydoğusunda yer alan ve 2013 yılında başlatılan, 2018 yılından itibaren de belirli aralıklarda kazı çalışmalarının yürütüldüğü alanda, sivil yaşamın şekillendiği konut mimarisini oluşturan yapılar ortaya çıkarılmış ve birbirini dik kesen sokakların etrafında yükselen konutların bulunduğu bu alan “Konut Alanı” olarak adlandırılmıştır (https://www.pau.edu.tr/tripolis/tr/sayfa/6-mozaikli-villa2013link). Kentin kamusal yapılarını çevreleyen ana sur duvarının dışında kalan bu alan, sivil halkın yaşadığı yer olarak düşünülürken, 2025 yılında kent merkezinde gerçekleştirilen çalışmalarla tespit edilen ve konut mimarisine ait yapının ortaya çıkarılmış olması, kentin kuzeydoğu bölümündeki bu alanda da sivil yaşama ait konut yapılarının inşa edilmiş olduğu ve tıpkı Konut Alanı’nda olduğu gibi birden fazla konutun var olduğu düşünülmektedir.
Konut yapısının oturduğu alandaki kazı çalışmaları 2 katman halinde sürdürülmüştür. Üst katman, Balık Havuzlu Konut olarak isimlendirilen ve MS 4. yüzyılda inşa edildiği anlaşılan Geç Antik Dönem kompleks konut mimarisini oluştururken, alt katman ise konut yapısının altında, MS 1. yüzyıldan itibaren iskân edildiği anlaşılan Erken Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait bir başka yapı grubunu oluşturmaktadır (Resim 12-13).

Geç Antik Dönem katmanında gerçekleştirilen kazı çalışmaları yaklaşık 2 m lik dolgu ve yıkıntı tabakası içinde sürdürülmüştür. Yapılan kazı çalışmalarında konutu sınırlandıran duvarlar tamamen açılmış ve 25 farklı mekândan oluşan bir mimari düzenleme ile karşılaşılmıştır. “Balık Havuzlu Konut” olarak isimlendirilen konut yapısı farklı boyutlara ve işlevlere sahip mekânlardan oluşmaktadır. Konutun merkezinde kapalı yaşam alanını oluşturan yemek salonu, kabul salonu, 2 adet dinlenme odası, mutfak ve özel oda yer almaktadır. Merkez konumda bulunan bu oda ve salonları sınırlandıran duvarın iç cephe yüzeylerinin bordo, turuncu, sarı, yeşil, krem, beyaz, siyah ve gri renklerden oluşan çok renkli, mimari cephe düzenlemesi şeklinde bezenmiş duvar freskleriyle kaplı olduğu görülmektedir. Ayrıca mekânların zemini pişmiş toprak tuğla taban döşemesine sahiptir (Resim 14-15).

Konutun doğu kanadımda, muhtemelen zeytin ve zeytinyağı ile alakalı dört işlik, odunluğuyla beraber fırınlı mekân ve koridor bulunmaktadır. Konutun batı kanadında, su kullanımını gerektiren peristil havuzlu avlu, çeşme, banyo, sarnıç ve tuvalet gibi ıslak zemin oluşturacak mekânlar yer alır. Islak zemin oluşturacak mekânların konutun batı bölümüne yerleştirilmiş olması, konutun batı bitişiğinde kuzey-güney yönlü uzanan Ana Cadde ve caddenin altındaki ana kanalizasyon hattı ile bağlantılı olmalıdır.
Ana yaşam merkezinin güneyinde ise dış mekânlar bulunmaktadır. Doğu-batı yönlü sütunlu galeri, yine bir çeşme ve söz konuşa konuta ismini veren “Balık Havuzu” yer almaktadır. Konutun güneydoğu köşesinde birinci giriş holü, rampalı ve merdivenli koridorlar, kuzeybatısında ikinci giriş holü, güneybatısında ise üçüncü giriş holü bulunur. Farklı bölümlerden oluşan konutta, mekânlar arası geçişi sağlayan ara kapıların var olması, bu büyük ve görkemli Geç Antik Dönem yapı kompleksinin bir bütün olarak, ortak bir yapı planıyla inşa edildiğinin en önemli göstergesidir.
Gündelik yaşam ve üretim mekanlarından oluşan bu kompleks yapı grubunun en dikkat çekici mekânı, sütunlu galerinin güney bitişiğinde yer alan “Balık Havuzu” olarak tanımlanan havuz yapısıdır. 40 m2 büyüklüğündeki havuzda hem balık hem de kabuklu deniz canlılarının yetiştiriciliğinin yapıldığını çalışmalar sonucu elde edilen veriler sayesinde anlaşılmıştır. Söz konusu canlı balık havuzu düzenlemelerinin daha çok deniz kenarındaki kentlerde var olduğu, özellikle İtalya gibi kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılan kalıntılarla bilinmektedir. Ancak denizden kilometrelerce uzakta, İç Batı Anadolu coğrafyasında yer alan Tripolis’te böyle bir yapı grubuyla karşılaşılmış olunmasının en önemli sebebi, şüphesiz Büyük Menderes Nehri, yani Antik Dönem ismiyle Maiandros’tur. Nehrin zenginliğinin kent içerisinde inşa edilen yapılara yansımasının en önemli kanıtlarından biridir (Resim 16-17).

Geç Antik Dönem tabakasını oluşturan Balık Havuzlu Konut yapısının altında, yaklaşık 4 m derinlikte, daha erken bir dönemde kullanımda olduğu çalışmalar sonucu elde edilen veriler sayesinde kanıtlanan, MS 1.-3. yüzyıl Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihleyebileceğimiz yapı grubu ile karşılaşılmıştır. Söz konusu yapı grubunun da iki evreli bir kullanımı olduğu anlaşılmıştır. Alt katmana ulaşabilmek amacıyla Balık Havuzlu Konut’un güneybatısında gerçekleştirilen alt katman kazı çalışmalarında 3 mekân açığa çıkarılmıştır. Açığa çıkarılan mekânların duvarlarında yer alan kapıların varlığı, mekânların birbiri ile bağlantısının bulunduğu yapı grubunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
Mekânların ilk kullanım evresi olan MS 1. yüzyıl yapısına ait duvarların, düzgün kesilmiş traverten blok taşlarla örüldüğü görülmektedir. Duvarlarda görülen bazı kapı ve pencerelerin, tuğla ve kerpiç kullanılarak örülmüş ekleme duvarlarla kapatılmasıyla yeni mekânların oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu yeni düzenlemelerin, kazı çalışmalarında elde edilen veriler ve in-situ haldeki çok sayıda pişmiş toprak, metal, kemik ve cam gibi malzemelerden üretilmiş objelerin ve çoğunluğunu MS 3. yüzyıla tarihleyebildiğimiz sikke buluntularının varlığı, kazı çalışmalarının yürütüldüğü bu alt katman tabakasının MS 3. yüzyıl tabakası olduğunu göstermiştir. Çalışmalar sonucunda bu alt katmandaki mekanların, tıpkı üst katmanda olduğu gibi kompleks bir konut yapısına ait odalar olduğu anlaşılmıştır (Resim 18-19).


Kazı çalışmaları dışında, konut yapısını daha iyi anlamak ve çevresindeki diğer yapılarla olan bağlantısını daha net saptayabilmek amacıyla, 2. Bölge –D1 parselinin güney devamındaki açık arazi üzerinde jeoradar tarama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Taramalar sonucunda üstteki Geç Antik Dönem yapısı olan Balık Havuzlu Konut yapısına ait olduğunu düşündüğümüz mekânların güneydeki teras duvarına kadar devam ettiği ortaya çıkarılmış olup ileriki yıllarda yapılacak olan kazı çalışmalarıyla alandaki yapı kalıntıları ortaya çıkarılacaktır.
1.3. Konut Alanı Kanalizasyon Hattı Kazı Çalışmaları
Kenti oluşturan ana yapı unsurlarından olan cadde ve sokakların altında, kent içerisindeki yapılardan çıkan atık suyun ve kentin bir yamaç kenti olması sebebiyle, yağmurlardan sonra oluşabilecek su taşkınlarının önlenebilmesi amacıyla kanalizasyon sistemleri yer almaktadır. Daha önceki çalışma yıllarında Ana Cadde altındaki kanalizasyon hattında kazı çalışmaları gerçekleştirilerek hattın yeniden işlevsel hale getirilmesi sağlanmıştır (https://www.pau.edu.tr/tripolis/tr/sayfa/2021-11link). 2025 yılı kazı çalışma programında da Konut Alanı’nda yer alan ve Mozaikli Konut Doğu Sokak olarak kayıt altına alınan, kuzey-güney doğrultulu sokağın altında bulunan, yıllarca erozyon ve sel tabakalarıyla tıkanmış vaziyetteki kanalizasyon sisteminde kazı ve onarım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmaların amacı kanalizasyon sistemini yeniden işlevsel hale getirerek kentin alt yapı sistemleri hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak ve yağmur- erozyon tabakasının kent içerisinde birikmesini önlemektir. Ayrıca önümüzdeki yıllarda kentin güneyinde yapılacak olan karşılama merkezinde kullanılacak elektrik ve su sistemi hatlarına ait olacak kablo, boru vs. malzemelerin estetik açıdan gizli ve daha korunaklı bir şekilde kanal içerisinden geçirilerek karşılama merkezine aktarımını sağlamaktır (Resim 20).

Kuzey-güney doğrultuda devam eden ve güneyde, Buldan çayı olarak bilinen derede son bulduğu düşünülen kanalizasyon hattının, 78 metrelik kısmı erozyon tabakasından temizlenerek kanal hattı tekrar işlevsel hale getirilmiştir. Yapılan kazılar sonucunda kanalın 40-65 cm arasında değişen genişliğe, 100-175 cm arasında değişen derinliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sokağın doğusunda ve batısında inşa edilmiş konut yapılarından ana kanalizasyon hattına bağlanan ara kanalların olduğu ortaya çıkarılmıştır (Resim 21-22).

2. KORUMA ve ONARIM ÇALIŞMALARI
2025 yılı koruma ve onarım programı kapsamında Anıtsal Çeşme yapısında çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca kazı çalışmaları sonrası ortaya çıkarılan, acil müdahale edilmesi gereken mimari düzenlemelerde de çalışmalar sürdürülmüştür. Bunlar dışında restorasyon laboratuvarında, kazı çalışmaları sonucunda ele geçirilen ve küçük buluntu niteliğinde numara verilerek kayıt altına alınmış olan pişmiş toprak, cam, kemik, metal ve taş malzemelerden yapılmış eser gruplarında konservasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Resim 23-24-25-26-27).



3. ÇİZİM ve BELGELEME ÇALIŞMALARI
2025 yılı içerisinde gerçekleştirilen kazı, koruma ve onarım çalışmaları sırasında açığa çıkarılarak kayıt altına alınmış, tam, tama yakın ve kırık haldeki amorf malzemeden oluşan, materyali pişmiş toprak, cam, kemik, metal, taş ve organik olan buluntu gruplarının tamamının hem karakalem hem de dijital ortama aktarılarak çizim ve belgelendirme çalışmaları tamamlanmıştır. Buluntu numarası verilerek kayıt altına alınmış olan 719 eser, bunların yanı sıra, amorf nitelikte bulunarak parça numarası verilmiş pişmiş topraktan yapılmış 6887 adet kap-kacak parçasının da çizim ve belgelendirme çalışmaları tamamlanmıştır (Çizim 1).
