Pamphylia Ovası’nda yüksek bir tepede konumlanan Sillyon bölgede her yerden fark edilebilmekte; bu durum Sillyon’a geniş bir görüş açısı sunmaktadır. Aslında sarp bir tepe üzerinde kurulmasıyla, savunma açısından bölge kentleri arasında avantajlı bir durumda bulunan kent, ovaya hâkim olmasıyla da bu avantajını pekiştirmektedir. Sillyon savunma sisteminin en azından Klasik Dönem’den Türk-İslam Dönemi’ne kadar devam ettiği saptanmıştır. Anlaşılan o ki, kent doğal korunaklı yapısıyla savunma özelliğini hiç kaybetmemiş, savunma Sillyon’un temel karakteri haline gelmiştir.

Kent savunması Aşağı Kent ve Akropolis olmak üzere iki gelişim alanına sahiptir. Yerleşimin konumlandığı doğal kayalık tepenin üst kısmı olan Akropolis ile aşağı şehri meydana getiren kentin güneybatı, batı ve kuzeybatısı yerleşime elverişlidir. Doğal olarak tahkimat sistemi ve kamusal alanlar buralara kümelenmiştir. Aşağı şehir güneybatıdan kuzeye doğru şekillenen ve yak. 1000 m uzunluğundaki bir sur ile koruma altına alınmıştır. Öbür taraftan, Akropolisin sadece batı tarafı sur bedenleri ile çevrelenmiş; diğer alanlar ise uçurumlu dik yamaçlara sahip olduğu için doğal tahkimata bırakılmıştır. Arazinin tabii şekillerine uyulmuş, doğal düzlüklerden de mümkün olduğunca faydalanılmıştır. Araziye bağlı yerleşimlerden biri olarak geliştiği izlenen Sillyon, bu şekliyle Pamphylia Bölgesi’ndeki diğer kentlerden de ayrılır. 

Bastionlar

Antik dönemde surdan bağımsız, savaş makinaları yerleştirilerek savunmayı güçlendirmek için tasarlanan ve bastion olarak anılan büyük kuleler Sillyon’da karşımıza çıkmaktadır. Aşağı Şehirde bir ve Akropoliste bir adet olmak üzere kentte toplam iki tane bastion bulunmaktadır. Sillyon’daki en sağlam yapılardan biri olan Bastion 1, kentin güneybatı yamacında, Ana Kent Kapısının yak. 70 m kuzeydoğusunda, Roma Hamamının yak. 52 m doğusunda, Akropolise çıkan Rampalı Caddenin hemen doğu kanadında ve kayalık bir alan üzerinde kuzeybatı-güneydoğu yönde konumlanmaktadır. Üç tarafta sağlam olan ve duvar üzerindeki siperliklerine kadar detaylarını sunan bu yapı kent savunmasının erken yapıların biri olarak değerlendirmekte ve Hellenistik Döneme tarihlenmektedir.

Bastion 2, Akropolisin güneybatı kesiminde, Kastronun güneyinde, aşağı şehirde bulunan Bastion 1 ile aynı aks üzerinde ve son olarak Pamphylia ovasına hâkim bir noktada yer almaktadır. Yapının duvarları arazinin şekline uydurulmuştur. Bastionun güney, batı ve kuzey duvarları yer yer sağlam olup doğu duvarı ise yıkılmıştır. Güney duvarı, Akropolis Güney Kapısına bağlanmaktadır. Yapının bulunduğu alan düzleştirilmiştir. Bu yapı kentin Akropolise taşındığı Bizans Dönemi’ne tarihlenmekte ve bu dönemde tesis edilen kent savunmasının önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

       

Bastion genel görünümü

Kuleler

Sillyon surunu oluşturan temel yapılar arasında kuleler belli başlı olanlardır. Kentin aşağı şehir duvarları üzerinde beş, Akropolis savunmasında ise dört adet farklı planda kule inşa edilmiştir. Aşağı Şehirde yer alan kulelerin kent suruna bağlı bir şekilde dört köşe planlı bir biçimde stratejik noktalara inşa edildiği görülmektedir. Bu yapılardan biri kentin de sembolü haline gelen Kule 1 (Hellenistik Kule)’dir. Bu yapı çatı seviyesine kadar koruna gelmiştir ve kent savunmasının detaylarını bize sunmaktadır. Üç katlı yapılan kulenin zemin katında bir kapı bulunmakta ve bu kapı kente kuzeybatı yönde bir tali giriş sağlamaktadır. Aşağı Şehirde yer alan kulelerin tamamı Hellenistik Dönem’de inşa edilmiş ve uzun süreler kullanım görmüştür. Akropolis kulelerinin tamamı Bizans Dönemi’ne tarihlenmektedir. Söz konusu kuleler, kentin küçülerek Akropolise taşındığı dönemde inşa edilen yeni savunma sisteminin önemli parçaları olarak dikkati çekmektedir. Kuleler topoğrafik yapı ve kayalık araziden yararlanılarak inşa edilmiş; kent suruna belli bir nizama uyulmadan, tamamen stratejik kaygılar göz önünde bulundurularak bağlanmıştır. Bu kulelerin aktif savunmadan ziyade gözetleme ve haberleşme gibi fonksiyonlara sahip olduğusöylenebilir. 

 

Helenistik kule güneyden görünümü

Savunma Duvarları

Aşağı Kent savunma duvarlarının, kentin güneyindeki Kule 5’ten itibaren Ana Kent Kapısına bağlandığı, buradan batıya döndüğü, batıda dirsek yapıp kuzeydoğu istikamette devam ettiği ve kuzeyde tekrar dirsek yaparak Akropolise bir yay çizerek ulaştığı tespit edilmiştir. Böylece aşağı şehir savunma duvarlarının kabaca mümkün olan en kısa yolu izleyip, kenti batıda çevirerek Akropolise bağlandığı anlaşılmaktadır. Aşağı Şehirde stratejik açıdan önemli ve saldırıya uğrayabilecek bütün kısımlar surla çevrilmiştir. Aşağı Kent duvarlarının çoğu noktada ana kayadan kesilen alanlar üzerine oturtulduğu; bazı yerlerde ise kurtinlerin arazinin karakteristik yapısını oluşturan kayalık kütlelerin konturlarını izlediği görülmektedir. Böylece sur bedenlerinin belli şemaya göre değil de topografyanın şekline göre tasarlandığı anlaşılmaktadır. Yani duvarlar arazinin doğal yapısına uyum göstermek için, sık sık yön değiştirmekte, kademe ve dirsekler oluşturmaktadır. Aşağı Kent savunma duvarlarının yer yer yıkılmış olmalarına rağmen genel şemanın bozulmadan günümüze ulaştığı anlaşılmaktadır. Bazı noktalarda duvar hatlarının bozulması, buralardaki düzgün kesilmiş hazır duvar bloklarının başka yapılarda kullanılmak üzere devşirme malzeme olarak taşınmasından kaynaklanmaktadır. Akropoliste ise, Sillyon’un topoğrafik yapısı Akropolis için doğal savunma hattı oluşturmuş; sadece ulaşım yolları üzerine ve kısmen tehlike arz eden yerlere duvarlar inşa edilmiştir. Bu bölümde kalan duvarların daha çok Bizans ve Türk-İslam Dönemi’ne ait olduğu görülmektedir.

 

Helenistik Dönem Sur 

Kapılar

Sillyon savunma sisteminde kapılar önemli bir yer tutmaktadır. Ana yapı olmaları nedeniyle Ana Kent Kapısı, Akropolis Kuzey Kapısı ve Akropolis Güney Kapısı ayrı başlıklar altında ifade edilmişti. Sillyon’da bu yapılar dışında, kentin farklı noktalarında beş adet kapı ve bir adet ise Akropolise kayalık alandan geçişi sağlayan tali yol bulunmaktadır. Bu kapılar Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. Kapı 2, Kapı 3 ve Kapı 4 kent içindeki kademeli savunmanın bir devamı olarak değerlendirilmektedir. Kapı 1 Hellenistik Kule üzerinde bulunmakta ve kente bu noktadan tali bir giriş sağlamaktadır. Kapı 5 ise Bizans Dönemi’nde kentin yeni savunma kurgusunda yer alan ve Akropolise girişi sağlayan bir yapı olarak dikkati çekmektedir. Halk arasında “Kedi Basamağı” olarak bilinen Güney Yan Geçiş ise Akropolisin güney yamacında saklı bir noktada, Akropolise merdivenli bir geçiş sağlamaktadır.

 

Kapı 

 

 

 

 

Menü