Kolossai Antik Kenti ve Territoryumu’nda arkeolojik yüzey araştırmaları, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle, Dr. Öğr. Üyesi Barış YENER başkanlığında 2021 yılından itibaren Pamukkale Üniversitesi tarafından yürütülmüştür. Üç sezon boyunca sürdürülen bu çalışmalar, Kolossai’nin yer aldığı mikro bölgede kültürel tabakalanmayı belirlemeyi, yerleşimin kronolojik gelişimini ortaya koymayı ve kentin akropolis, nekropolis, aşağı kent ve territorium alanlarını bütüncül biçimde değerlendirmeyi amaçlamıştır. Araştırmalar; insan-çevre ilişkileri, yerleşim modelleri, üretim ve ticaret ağları ile maddi kültür verilerini birlikte ele alan disiplinler arası bir program çerçevesinde yürütülmüştür.
2021 Sezonu
2021 yılı çalışmaları, akropolis, kuzey ve kuzeybatı nekropolis alanları ile kentin yakın çevresinde yoğunlaşmıştır. Yerel halk tarafından “Höyük” olarak adlandırılan çift konili tepe, araştırma ekibi tarafından akropolis olarak değerlendirilmiş; bu alanda sistemli bir yoğun yüzey araştırması gerçekleştirilmiştir. Akropolisin üst terasında uygulanan grid sistemi sayesinde yüzeydeki seramik buluntular koordinatlı olarak belgelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda, Geç Kalkolitik Dönem’den başlayarak Erken, Orta ve Geç Tunç Çağı, Demir Çağı, Hellenistik, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerine kadar uzanan kesintisiz bir kronolojik dizi tespit edilmiştir.

2021 Yılı Kolossai Topografik Plan Çalışmaları (Dr. Öğr. Üyesi Polat Ulusoy-Arkeolog Tolga Abalı)
Aynı sezon içinde akropolis üzerinde görülebilen mimari bloklar topografik olarak belgelenmiş, üst terasın ayrı bir sur hattıyla çevrili olduğu anlaşılmıştır. Alt teraslarda da benzer savunma düzenlemelerinin izleri takip edilmiştir. Kente ait yüzeyden izlenebilen en belirgin yapı olan tiyatronun ölçümleri yapılmış; cavea formu, dış duvar hatları ve korunabilen oturma sıraları ilk kez sistemli biçimde kayıt altına alınmıştır.
2021 sezonunun bir diğer önemli ayağı nekropolis çalışmalarıdır. Akropolisin kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatısına yayılan geniş alanda çok sayıda kaya oygu mezar, mezar kapağı, mezar steli, kaya oygu oda mezar, üçgen çatılı mezar ve tümülüs tipi mezar belgelenmiştir. Özellikle kuzey nekropolde tespit edilen mezar çeşitliliği, Kolossai’nin gömü geleneklerinin zenginliğini ve nekropolis alanının geniş yayılımını göstermiştir. Aksu Vadisi boyunca yapılan araştırmalarda ise kaya içine oyulmuş çok odalı mezar kompleksleri ile iç duvarlarında fresk izleri taşıyan yeni örnekler kayıt altına alınmıştır.
Aşağı kent yerleşiminin güney bölümünde yapılan incelemelerde, mimari bloklar, uzun duvar hatları ve su taşıma sistemlerine ait izler tespit edilmiştir. Böylece 2021 sezonu, Kolossai’nin akropolis, nekropolis ve aşağı kentten oluşan geniş bir kentsel peyzaja sahip olduğunu gösteren temel verileri sağlamıştır.
2022 Sezonu
2022 yılı çalışmaları, önceki sezonun sonuçlarını genişletmek amacıyla akropolisin doğu terası, tiyatro çevresi, Aksu Vadisi, aşağı kent yerleşiminin güney kesimi ile Emirazizli ve Kümbet Tepe çevresinde sürdürülmüştür. Bu sezonun en önemli gelişmelerinden biri, akropolis üst terasında gerçekleştirilen jeofizik (jeoradar) çalışmalarıdır. Yaklaşık 4584 m²’lik alanda yapılan taramalar sonucunda, yüzeyin hemen altında, çoğu güneydoğu–kuzeybatı doğrultusunda uzanan mimari kalıntılar tespit edilmiştir.

Kolossai Akropolisi GPR (Jeoradar) Çalışmaları (Doç Dr. İrfan Akça-Jeofizik Müh. Seçkin Sertaç Lallı)
Akropolisin doğu terasında ve tiyatro çevresinde yürütülen yoğun yüzey araştırmaları da kentin kronolojisine önemli katkılar sağlamıştır. Bu alanda değerlendirilen seramik buluntular, Geç Kalkolitik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar kesintisiz bir yerleşim dizisine işaret etmiştir. Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait seramikler sayıca öne çıkarken, Orta ve Geç Demir Çağı’na ait örnekler de belgelenmiştir. Bu sonuç, doğu terasın da Kolossai yerleşim sistemi içinde güçlü bir kullanım alanı olduğunu ortaya koymuştur.
2022 sezonunda ele geçen sikkeler de dikkat çekicidir. Bizans İmparatoru VII. Mikhael Dukas dönemine ait bir örnek ile Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan adına darp edilmiş bir sikke, Kolossai/Khonai çevresinde geç antik ve erken Türk dönemine dair somut arkeolojik veriler sunmuştur.
Aksu Vadisi boyunca gerçekleştirilen yaygın yaya yüzey araştırmaları sonucunda, çok sayıda mimari blok belgelenmiş; ayrıca Aksu Nehri üzerinde büyük ölçüde sağlam korunmuş tek kemerli bir Roma köprüsü ayrıntılı biçimde ölçülerek kayda alınmıştır. Vadinin doğusunda belirlenen karşılıklı duvar kalıntıları ise ikinci bir köprü yapısına ait olabilecek veriler sunmuştur. Aşağı kent yerleşiminin güneyinde yürütülen araştırmalarda, Hellenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen yoğun seramik grupları ile Demir Çağı ve Osmanlı dönemine ait daha sınırlı buluntular tespit edilmiştir. Bu alanda bulunan bir kadın heykeline ait mermer parça da, güney kesimde kamusal ya da anıtsal yapılaşmaya işaret eden önemli bir buluntu olmuştur.

Aksu Deresi Üzerindeki Roma Köprüsü (Photo Credit: Kolossai Kazı Arşivi, 2022)
Emirazizli Mahallesi ve Kümbet Tepe Nekropolü çevresindeki ön incelemeler, 2022 sezonunun territorium açısından dikkat çekici sonuçlarını oluşturmuştur. Köy içindeki devşirme mimari parçalar, sütunlar, kaideler ve başlıklar belgelenmiş; ayrıca zeytinyağı üretimiyle ilişkili olabilecek orbis ve litus örnekleri tespit edilmiştir. Kümbet Tepe’de kaydedilen kaya mezarları ve Demir Çağı’ndan Bizans Dönemi’ne uzanan seramikler ise bu alanın ileride daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini göstermiştir.
2023 Sezonu
2023 yılı çalışmaları, önceki sezonlarda elde edilen bulguları derinleştirmek amacıyla özellikle akropolisin güney terasları, jeofizik tarama alanları ve aşağı kent yerleşiminin güney bölümünde yoğunlaştırılmıştır. Bu sezonun başlıca çalışma alanı, akropolisin üst kesiminin güneyinde yer alan ve “Güney Teras 1” olarak adlandırılan yaklaşık 7.000 m²’lik bölümdür. Bu alanda gerçekleştirilen yoğun yüzey araştırmaları sonucunda toplam 2.200 parça seramik değerlendirilmiş; Geç Kalkolitik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar uzanan yeni bir kesintisiz kronolojik dizi ortaya konmuştur. Özellikle Demir Çağı’na ait buluntuların artışı, Kolossai’nin erken evrelerine dair daha güçlü veriler sağlamıştır.

Akropolis Güney Teras GPR (Jeoradar) Çalışmaları (Arkeolog Doğan Peçen- Arkeolog Tolga Abalı-Arkeolog Muhammed Ergenç)
2023 sezonunun en önemli aşamalarından biri, akropolisin güney teraslarında gerçekleştirilen yeni jeofizik (jeoradar) çalışmalarıdır. Güney Teras 1 ve kısmen Güney Teras 2 üzerinde toplam yaklaşık 8.500 m²’lik alan taranmış; yüzeyin yaklaşık 0,5 m altında başlayan ve çoğu yan yana mekânlardan oluşan geniş bir mimari doku tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, akropolisin güney bölümünde yüzeyde görünmeyen fakat iyi korunmuş bir yapılaşmanın varlığını açık biçimde göstermiştir. Söz konusu veriler, daha sonra başlayacak kazı çalışmaları için önemli bir ön hazırlık oluşturmuştur.
2023 sezonunda bulunan Roma Dönemi’ne ait figürlü bir kandil, sezonun en dikkat çekici küçük buluntularından biridir. Diskus kısmında leylek ve yılan betimlemeleri bulunan bu eser, ikonografik ve kronolojik açıdan dikkat çekici bir örnek olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca aşağı kent yerleşiminin güneyinde II. Constantius dönemine ait bir sikke bulunmuş; bu da geç antik kullanımın yeni bir göstergesi olmuştur.
Aşağı kent yerleşiminin güneybatısında yapılan çalışmalar sırasında, kente su taşıyan traverten künk hattının yeni bir bölümü belgelenmiştir. Yerel olarak “Dedepınarı” kaynağı ile ilişkili olduğu anlaşılan bu sistem, Kolossai’nin gelişmiş su altyapısını göstermesi bakımından önemlidir. Lykos Vadisi kentlerinde yaygın biçimde görülen traverten künk sistemleriyle benzerlik gösteren bu buluntu, kentin su yönetimine ilişkin bilgimizi derinleştirmiştir.
2023 yılı değerlendirmeleri sonucunda, 2021–2023 arasında toplanan seramik verilerinin Kolossai’nin kronolojisini daha da erkene, Erken Kalkolitik Çağ’a kadar geri götürdüğü anlaşılmıştır. Ayrıca kentin Hellenistik Dönem’de önem kaybettiği yönündeki geleneksel görüş de yeniden test edilmiş; yüzey buluntuları, Kolossai’nin bu dönemde de güçlü bir üretim ve yerleşim merkezi olarak varlığını sürdürdüğünü ortaya koymuştur.
Genel Değerlendirme
2021–2023 yılları arasında gerçekleştirilen yüzey araştırmaları, Kolossai’nin uzun süre yalnızca yazılı kaynaklar ve sınırlı yüzey gözlemleri üzerinden değerlendirilen tarihini, somut arkeolojik verilerle yeniden kurmayı mümkün kılmıştır. Üç sezon boyunca yürütülen çalışmalar sayesinde, kentin Geç Kalkolitik Çağ’dan Bizans ve Selçuklu dönemlerine kadar uzanan çok katmanlı kronolojisi belgelenmiş; akropolis, nekropolis, aşağı kent ve territorium içindeki yerleşim dokusu ilk kez sistematik, koordinatlı ve bütüncül biçimde ortaya konmuştur.

Kolossai Yüzey Seramiklerinin Tasnif ve Tarihleme Çalışmaları (Dr. Şeniz Yener-Arkeolog Deniz Etik-Arkeolog Tolga Abalı)
Bu araştırmalar, yalnızca görünür kalıntıların belgelenmesini değil; uzaktan algılama, jeofizik taramalar, seramik değerlendirmeleri, mimari kayıtlar ve küçük buluntu analizleri yoluyla Kolossai’nin arkeolojik topografyasını ayrıntılı olarak anlamayı hedeflemiştir. Böylece yüzey araştırmaları, 2025 yılında başlayan kazı çalışmalarına giden sürecin bilimsel temelini oluşturmuş; aynı zamanda alanın uzun vadeli korunması ve yönetimi için gerekli verileri sağlamıştır.