T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle, Dr. Öğr. Üyesi Barış YENER başkanlığında “Kolossai Antik Kenti ve Territoriumu” arkeolojik yüzey araştırmaları 2021 yılından itibaren Pamukkale Üniversitesi tarafından yürütülmektedir. Yüzey araştırmalarıyla başlayan bu bilimsel süreç, 2025 yılı itibarıyla yine Dr. Öğr. Üyesi Barış YENER başkanlığında Kolossai Antik Kenti’nde kazı çalışmalarının başlamasıyla yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Böylece proje, yalnızca yüzey verilerinin belgelenmesine dayalı bir araştırma programı olmaktan çıkmış; stratigrafik kazı, mimari açığa çıkarma, buluntu değerlendirme ve koruma odaklı çok yönlü bir arkeolojik çalışma programına dönüşmüştür.
Araştırma tarihçesinin de gösterdiği üzere, Kolossai ve çevresi hiçbir dönemde detaylı ve sistematik bir araştırma projesine ev sahipliği yapmamıştır. Özellikle Anadolu antikitesi hakkında sistematik araştırmaların başladığı 19. yüzyıldan itibaren kente gelen Avrupalı araştırmacıların, monumentalist yaklaşım çerçevesinde değerlendirdikleri bu yerleşimde yaşadıkları hayal kırıklığı, Kolossai’nin uzun süre küçümsenmesine neden olmuştur. Bu bakış açısı sonucunda, kentin en azından Hellenistik Dönem’in ortalarından itibaren önemsiz bir yerleşme olduğu ileri sürülmüştür. Fransız arkeolog Ernst Renan, “Kolossai kalıntıları ikinci sınıf bir kasabaya ait ... mezar taşları tuhaf, yazıtsız ...” ifadeleriyle bu küçümseyici yaklaşımı dile getirmiştir. Benzer şekilde İngiliz araştırmacı Joseph Barber Lightfoot da “Kolossai’nin karşılaştırmalı önemsizliği” ifadesiyle bu görüşü desteklemiştir.
İşte bu nedenlerle, Batı Anadolu kronoloji problemlerinin çözümüne ışık tutacak bu önemli yerleşmenin söz konusu araştırma ve kazı projesi kapsamında ayrıntılı biçimde incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede; kısıtlı alanlarda gerçekleştirilen seramik analizleriyle ortaya konan Geç Kalkolitik (MÖ 4000–3000), Erken Tunç Çağı (MÖ 3000–2000), Orta Tunç Çağı (MÖ 2000–1600) ve Geç Tunç Çağı (MÖ 1600–1200) dönemlerine ait yerleşim modelleri; daha önce yazılı kaynaklar üzerinden yalnızca olası lokalizasyon ve fonetik benzerlik temelinde açıklanmaya çalışılan kentteki muhtemel Hitit varlığı ve dolayısıyla Hitit Krallığı’nın bölgedeki etkinliği; Anadolu’yu MÖ 546 yılından itibaren egemenliği altına alan Pers İmparatorluğu açısından Kolossai kentinin stratejik önemi, kentteki Pers etkisi ve Kolossai’nin diğer bölge kentlerinde yapılan kazı ve araştırmalarda bugüne kadar yeterli veriyle ortaya konulamayan Arkaik ve Klasik Dönem kent niteliği; kentin Hellenistik Dönem ile birlikte önem derecesinin azaldığına ilişkin öne sürülen teorik bilginin doğruluğu; Roma İmparatorluk Dönemi’nde, özellikle MS 60 yılında meydana gelen büyük depremin kentin sosyo-ekonomik yaşamı üzerindeki etkileri; bölgenin Türkleşmesiyle birlikte “Kale” olarak adlandırılan ve içerisinde Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın namaz kıldığı II. Murat Camii’ni de barındıran Honaz Dağı yamacındaki yerleşmenin sınırları, yerleşim modeli, sosyo-ekonomik yapısı ve kronolojisinin belirlenmesi gibi, daha önce hiçbir araştırmada yanıt bulmamış sorunlar ve kronolojik boşluklar, arkeoloji disiplininin somut veri değerlendirme metodolojisi doğrultusunda, mimari, seramik, sikke ve diğer buluntu gruplarını kapsayan bütüncül malzeme analiziyle ve disiplinler arası iş birliği içinde incelenmektedir.
Araştırma projemizin ana amacı, Kolossai Antik Kenti ve territoriumunun yer aldığı mikro bölgede kültürel tabakalanma için sağlam bir kronolojik çerçeve oluşturmak, bu çerçeveyi daha geniş bölgesel ve tarihsel bağlama yerleştirmek ve bölgenin zaman içindeki yerleşim modelinde gözlenen gelişim ve değişimi ortaya koymaktır. 2021 yılından itibaren yürütülen yüzey araştırmaları bu hedef doğrultusunda temel verileri sağlamış; 2025 yılında başlatılan kazılar ise bu verilerin stratigrafik bağlam içinde test edilmesini, yerleşim evrelerinin daha kesin biçimde tanımlanmasını ve kentin tarihsel gelişiminin doğrudan arkeolojik katmanlar üzerinden değerlendirilmesini mümkün kılmıştır.
Son yıllarda Kolossai ve çevresinin fiziksel peyzajı; köprüler, taş ocakları, yeni yol güzergâhları, şantiyeler, beton agrega ocakları, organize sanayi bölgesinin genişleyerek sit sınırlarına ulaşması ve özellikle yoğun tarımsal faaliyetler nedeniyle geri döndürülemez biçimde değişmektedir. Bu topografik dönüşüm, binlerce yıldır korunagelen kültür katmanlarına zarar verirken, geleneksel kırsal yolları ve antik iletişim ağlarını da derinden etkilemektedir. Bu nedenle bölgede yürütülen bilimsel araştırmalar yalnızca akademik bir gereklilik değil, aynı zamanda acil bir belgeleme ve koruma sorumluluğu niteliği taşımaktadır. Alanda gerçekleştirilen etütler, yüzey materyalinin sistemli belgelenmesi, uzaktan algılama çalışmaları, jeofizik araştırmalar, kazılar ve buluntu analizleri sayesinde, Geç Kalkolitik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne kadar uzanan yerleşim tarihinin daha bütüncül biçimde ortaya konulması hedeflenmektedir.
Bu kapsamda Kolossai Antik Kenti ve Territoriumu araştırma ve kazı projesi; görünür kalıntıların haritalanması ve belgelenmesi, uzaktan algılama yöntemlerinin kullanılması, jeofizik verilerin değerlendirilmesi, yüzey buluntularının toplanması ve incelenmesi, kazı verilerinin stratigrafik olarak analiz edilmesi ve tüm bu çalışmaların sonucunda alan için uzun vadeli bir koruma ve yönetim planının geliştirilmesini amaçlamaktadır.