Akupunktur yüzyıllardır Çin’de uygulanan, vücutta ve kulakta tanımlanmış noktalara iğne batırarak yapılan bir tedavidir. Tedavide temel amaç regülasyon sağlamak yani vücut sistemlerinin kendi iyileşme mekanizmalarını uyandırarak hastalıkların tedavisini sağlamaktır. Bugünün dünyasında sadece Çin ve Uzak Doğu ülkelerinde değil Almanya, Avusturya, Fransa gibi pek çok Avrupa ülkelerinde de uygulanmakta ve geliştirilmesi için modern tıbbın yöntemleri ile etkinliğine ait kanıt toplanmaya devam edilmektedir.

Bilimsel platformlarda yapılan araştırmalarda akupunktur ile ilgili çok sayıda bilimsel yayın bulunmaktadır. Kanıta dayalı tıp açısından bakıldığında birçok hastalıkta etkinliği kanıtlanmış ve kas iskelet sistemi hastalıkları tedavisinde tedavi rehberlerine önerilen tedavi olarak girmiştir. Haftada 1 veya 2 gün olarak başlayan tedavi genellikle 8 ile 20 seans arasında, farklı uzunluk ve çaptaki steril akupunktur iğneleri ile yapılmakta ve bir seans yaklaşık 20 dakika sürmektedir. 

Akupunktur ülkemizde sadece bu konuda eğitim almış ve Sağlık Bakanlığınca düzenlenen sertifika programını tamamlamış tıp doktorları tarafından uygulanabilir. 

Her tedavide olduğu gibi öncelikle tanının titizlikle konması şarttır. 


Akupunktur tedavisi ile ağrı azaltılır, kas tonusu, kan dolaşımı düzenlenir, bağışıklık sistemi desteklenir. Özellikle ağrılı ve disfonksiyonel hastalıklarda etkili olduğu izlenmektedir. Bu hastalıklar; migren ve diğer baş ağrıları, dolaşım bozuklukları, tüm kas iskelet sistemi ağrılı durumları (bel, sırt, boyun, omuz, dirsek, diz gibi),  kas spazmları, tenisçi dirseği, karpal tünel sendromu, fibromiyalji sendromu, miyofasiyal ağrı, uyku bozuklukları, depresyon/anksiyete durumları ilk akla gelenlerdir. Bunların yanında kilo verme ve sigara alışkanlığından kurtulma amacıyla da kullanılabilen bir tedavidir. Ancak akupunktur organ yetmezlikleri (karaciğer, böbrek, kalp yetmezliği gibi), ağır psikotik hastalıklarda, doğumsal/genetik bozukluklarda, kanser tedavisinde, cerrahi girişim gereken hastalıklarda etkili bir yöntem değildir. Ayrıca gebelik ve epilepsi (sara hastalığı) hastalığında da uygulanması uygun değildir.