Bizi Takip Edin

Menü

 

 

Bu Bir Hikâye Değildir

 

RAHİM ER

İstanbul Üniversitesi, Hukuk

 

Çanakkale muharebelerinde 568 bin düşman askerine karşı 315 bin Mehmetçikle vatan müdafaası yaptık. Deniz savaşı, 19 Şubat 1915’te başladı, 18 Mart 1915’te bitti. Mehmetçik, Çanakkale Boğazı’nda Britanya imparatorluğu, Birleşik Krallık, Avustralya, Yeni Zelanda, Britanya Hindistanı ve Fransa olmak üzere altı ayrı ülkenin ordusuna karşı canını dişine takarak geçit vermedi. Çanakkale Boğazı’nı düşmana kapatmamızda tabyaların çok büyük rolü oldu. Sultan Abdülaziz ve Abdülhamid Hanlar zamanında inşa edilmişlerdi.

 

Çanakkale Boğazını geçemeyen, en namlı gemileri batırılan düşman kuvvetleri, deniz savaşında bir varlık gösteremeyince o öfkeyle 24 Nisan 1915’te Gelibolu yarımadasına çıkarma yaptılar. Bu defa kara savaşları başlamıştı. Çeşitli cephelerde göğüs göğüse muharebeler oldu. Muharebeler, 9 Ocak 1916’da bu defa da Osmanlı imparatorluğunun zaferiyle bitti.

 

5. Ordu komutanı Liman Von Sanders’ti. Komutanlar Esat Paşa, Vehip Paşa, Cevat Paşaydı. Ayrıca Mustafa Kemal gibi yarbay ve albay rütbesinde subaylar vardı. 315 bin Mehmetçiğin 253 binini al kanlar içinde rahmet-i Rahman’a uğurlamıştık. Fakat emperyalist düşman da 252 bin ölü vermişti. 57. Alayımız bütünüyle şehit olmuştu. Mehmetçik, Gelibolu’nun her cephesinde destanlar yazdı. Her 10 Şehidimizden biri lise ve üstü tahsilliydi. Bu çok şey demekti. İleriki zamanların yetişmiş insan kadrolarını Gelibolu’da tüketmiştik. Telafisi on yıllarımızı alacaktı. O yıl Galatasaray Lisesiyle Erzincan askeri Lisesinin son sınıfları mezun veremediler. Onlar, şehadetnâmelerini meleklerin elinden almışlardı.

 

O arada bir başka cephede daha muharebeler yaşandı:

 

Bu da bir kesin zaferdi. İngilizler, 7 Aralık 1915’te Irak’ın güney doğusunda Dicle kıyısında bulunan Kut’ül Amare’ye de 31 Bin kişilik bir orduyla girdiler. Niyetleri Bağdat’ı düşürmek ve Irak petrolleriydi. Şiddetli çarpışmalar oldu. Mehmetçik burada da tarihe mübarek kanıyla imzalar attı. Düşman, 18 Bin askerini kaybetti. İngiliz komutanlar, 13 Bin askerle birlikte 29 Nisan 1915’te Halil Paşa komutasındaki ordumuza teslim olmak zorunda kaldılar.

 

Çanakkale ve Sarıkamış muharebeleri I. Cihan Harbi’nin getirdiği neticelerdir. Avrupa, sanayi inkılabını gerçekleştirince hem üretim için ham madde temin etme ve hem de ürettiği malları satacak pazarlar bulma ihtiyacıyla karşılaştı. Sattıkları aynı zamanda sermaye birikimine imkân vermişti. Bu imkânları da değişik ülkelerde yatırıma dönüştürmek gerekiyordu. Bu manzara Almanya, İngiltere, Fransa arasında rekabete yol açtı. Kızışan rekabet, Avusturya veliahdı Frans Ferdinand’ın Saraybosna’da Gavrilo Princip adındaki bir sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesiyle I.Cihan Harbine dönüştü. Devrin dünyasında 4 imparatorluk vardı. Osmanlı, Alman, Avusturya-Macaristan, Britanya ve Çarlık Rusyası. Britanya, Fransa, Çarlık Rusyası, “İtilaf Devletleri” namıyla bir saf oluşturdular. İtalya bunlara dahil oldu, ayrıldı bir yıl sonra yine dahil oldu. Almanya, Avusturya-Macarsitan “İttifak Devletleri” adıyla diğer saftı. İttihat Terakki idaresindeki Osmanlı Devleti, “silahlı tarafsızlık” siyaseti gütmek istediyse de Almanya’nın Karadeniz’e iki savaş gemisini kaçırıp Sivastopol’ü bombalaması felakete davetiye çıkarttı. I. Dünya Harbine girişimizi meclis başkanı biliyordu, fakat Padişahtan saklanmıştı.

 

Rusya’dan itilaf devletlerine petrol gelmesi gerekiyordu. Ayrıca Rusya’nın mühimmatı bitmeye yüz tutmuştu, Almanya önünde hezimete uğrayacaktı. Kuzey denizi buzlu, Baltık Denizi ve Orta Avrupa da Alman nüfuzunda olduğundan İtilaf devletlerinin Rusya’ya ulaşabilecekleri tek yol, boğazlarımız kalmıştı. Harplerin hangi neticeleri getireceğini önceden tahmin etmek mümkün değildir. Bu manzaradaki Rusya’da Ekim 1917’de Lenin ve arkadaşları tarafından kızıl ihtilal yapıldı. Beri tarafta İttihad-ü Terakki Partisi, 1 Kasım 1918’de kendini feshetti. Sanki vazifesini yapmıştı. Mehmet Talat Paşa, Cemal Paşa, Enver Paşa yurt dışına kaçtılar.

 

Rusya’daki rejim değişikliği sebebiyle İtilaf Devletlerinin buraya ulaşma bahanesi kalmamıştı. Hâlbuki İngilizler için Saltanat, Hilafet gibi hasım hedefler vardı. 7 Kasım’da Fransa, İtalya ve Yunanistan’ı da peşine takarak Çanakkale Boğazı’ndan girdiler, 13 Kasım’da payitaht İstanbul’u işgal edildi. Meclisi Meb’usan’ı dağıttılar, karakol basıp cinayetler işlediler. 6 Ekim 1923’te iki ay evvel akdedilmiş Lozan’la beraber alacakları tavizi aldıktan, yapacakları şekillendirmeyi yaptıktan sonra savuşup gittiler.

 

 

Nereye gittiler? Hayır; onlar bir yere gitmediler! Başımızın üstünde dönüp durmaktalar. Bugün de Irak’talar. Filistin’deler. Suriye’deler. Mısır’dalar, Libya’dalar. Afganistan’dalar… Gerektiğinde yalancı baharlarla geliyor, gerektiğinde katillerle bir masa etrafına oturup el sıkışıyorlar. Sanayi inkılabının nâm-ı diğer vahşi kapitalizm ihtiyaçları aynen devam etmekte.

 

 

Bedir Harbi’nden, Çanakkaleye, oradan Şah Fırat Harekâtına kadar imânımız, ezanımız bayrağımız, vatanımız ve istiklalimiz için aziz canlarını feda eden aziz şehidlerimize, aziz gazilerimize ebedî rahmetler diliyoruz.

 

Kaynak: http://akademikperspektif.com/2015/04/26/bu-bir-hikaye-degildir/