Eritema Diskromikum Perstans (Kül Rengi Dermatoz) Bilgilendirme Rehberi
1. Eritema Diskromikum Perstans Nedir?
Eritema diskromikum perstans (EDP), tıp literatüründe "ashy dermatosis" yani (kül rengi dermatoz) adıyla bilinen, edinilmiş ve kronik seyirli bir deri renk değişikliği hastalığıdır.
- Tarihçesi: Hastalık ilk kez 1957 yılında El Salvadorlu dermatolog Oswaldo Ramirez tarafından tanımlanmış ve hastalara kül rengi mavi-gri görünümlerinden dolayı "los cenicientos" (kül rengi/küllü olanlar) adı verilmiştir.
- İsim Kökeni: "Eritema diskromikum perstans" terimi ise Sulzberger tarafından önerilmiştir; buradaki "eritema" lekelerin erken dönemindeki aktif kırmızı sınırları, "diskromikum perstans" ise nihai ve kalıcı renk düzensizliklerini ifade eder.
- Görülme Sıklığı: Hastalık her yaştan bireyi etkileyebilmekle birlikte sıklıkla genç erişkinlerde (yaşamın ilk ila üçüncü on yılında) ortaya çıkar. Koyu tenli bireylerde ve kadınlarda biraz daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Ancak dünya genelinde tüm ırklarda ve coğrafyalarda gözlenebilir.
- Hastalığın Doğası: Günümüzde genel kabul gören bilimsel görüş, ashy dermatosis ve EDP'nin aynı hastalığın farklı evrelerini temsil ettiği yönündedir.
2. Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Görünür?
- Lekelerin Özellikleri: Vücutta yavaşça genişleyen kül rengi, arduvaz grisi veya mavi-kahverengi tonlarında yuvarlak, oval ya da düzensiz şekilli düz lekeler ile karakterizedir.
- Aktif Kırmızı Sınır: Hastalığın erken veya aktif evresinde, bu lekelerin etrafında hafif kabarık, ip şeklinde elle hissedilebilen kırmızımsı aktif bir sınır bulunabilir. Bu kırmızı sınır zamanla kaybolur ve yerini kalıcı grimsi renge bırakır.
- Vücuttaki Dağılımı: Lekeler genellikle vücudun her iki tarafında simetrik (karşılıklı) olarak dağılım gösterir. En sık gövdede (%69.1 oranında) yerleşmekle birlikte; kollarda, bacaklarda, boyunda ve yüzde de görülebilir. Hem güneş gören hem de güneş görmeyen bölgeleri etkileyebilir.
- Etkilenmeyen Bölgeler: Hastalık genellikle avuç içlerini, ayak tabanlarını, saçlı deriyi, tırnakları ve ağız içi gibi mukozaları etkilemez.
- Fiziksel Şikayetler: Hastalık genellikle fiziksel olarak tamamen belirtisizdir; ancak bazı hastalarda lekelerin çıkmasından önce veya lezyonlar aktifken hafif ila orta derecede kaşıntı görülebilir. Ateş, halsizlik gibi vücut genelini etkileyen sistemik belirtiler bulunmaz.
3. Nedenleri ve Tetikleyicileri Nelerdir?
EDP’nin kesin gelişim nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak bağışıklık sisteminin derideki pigment hücrelerine karşı anormal bir tepki vermesi sonucu ortaya çıktığı ve genetik yatkınlığın rol oynadığı düşünülmektedir.
Literatürde hastalıkla ilişkisi olabileceği belirtilen bazı çevresel tetikleyiciler ve maruziyetler şunlardır:
- Kimyasallar ve İlaçlar: Amonyum nitrat (gübre) yutulması, tarım ilaçları (özellikle tarım çalışanlarında kullanılan "klorotalonil" adlı pestisit), kobalt alerjisi ve ağızdan alınan bazı ilaçlar.
- Enfeksiyonlar ve Sistemik Durumlar: Bağırsak parazitleri, Hepatit C, enterovirüs ve HIV gibi bazı viral enfeksiyonlar.
4. Liken Planus Pigmentozus (LPP) ile Farkı Nedir?
Bu iki hastalık sıklıkla birbiriyle karıştırılır ve deri biyopsilerindeki doku özellikleri (histopatoloji) birbirine çok benzer. Ancak tedavi ve koruma yöntemleri açısından önemli klinik farkları vardır:
- EDP (Kül Rengi Dermatoz): Lekeler mavi-gri/kül rengindedir ve başlangıçta kırmızı aktif sınırları olabilir. Gövde ve ekstremitelerde yaygın dağılım gösterir, güneş ışığıyla doğrudan tetiklenmez, hatta ışık tedavisiyle (NB-UVB) iyileşebilir. Ağız içi mukozasını etkilemez.
- Liken Planus Pigmentozus (LPP): Lekeler koyu kahverengi tonlarında, düzensiz sınırlı ve aktif sınırsızdır. Genellikle şakaklarda ve kulak önünde simetrik olarak başlar, yüz ve boyun gibi güneşe maruz kalan alanlarda veya gövdedeki katlantı yerlerinde (koltuk altı gibi) sınırlı kalır. Güneş ışığı lezyonları belirgin şekilde kötüleştirir (foto-tetiklenme), bu yüzden güneşten sıkı şekilde kaçınma şarttır. Ağız içini etkileyebilir.
5. Tanı Nasıl Konur?
- Klinik Muayene: Tanı esas olarak dermatoloğunuzun yapacağı klinik değerlendirme, lekelerin şekli, rengi ve vücuttaki dağılımına göre konur.
- Wood Işığı Muayenesi: Lekelerin alt derideki (dermis) pigment birikiminden kaynaklandığını doğrulamak amacıyla karanlık odada özel bir ışıkla (Wood ışığı) muayene yapılabilir.
- Deri Biyopsisi: Emin olunamayan veya şüpheli durumlarda, diğer lekeli deri hastalıklarını (vitiligo, mantar enfeksiyonları, ilaç reaksiyonları, mastositoz vb.) dışlamak amacıyla deriden küçük bir örnek (biyopsi) alınabilir.
- Alerji Testleri: Şüpheli kimyasal maruziyeti olan hastalarda tetikleyici nikel, kobalt veya parfüm gibi alerjenleri saptamak için yama testi (patch test) yapılabilir.
6. Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Eritema diskromikum perstans tedavisinde standart, kesin ve her hastada %100 etkili tek bir yöntem yoktur; lekeler genellikle tedavilere dirençli bir seyir gösterir. Ancak bilimsel çalışmalarda başarılı sonuçlar verdiği kanıtlanan seçenekler şunlardır:
- Dar Bant UVB (NB-UVB) Işık Tedavisi: Son derece başarılı sonuçlar veren, yan etkisi az olan modern bir tedavi yöntemidir. Haftada birkaç seans uygulanan bu yöntemle 4 yıla kadar uzanan kalıcı tam iyileşme sağlandığı gösterilmiştir.
- Topikal Takrolimus (%0.1 Tacrolimus Krem): Bölgesel olarak uygulanan ve bağışıklık hücrelerinin aktivitesini düzenleyen bu krem, özellikle erken dönemdeki aktif lezyonların ve kaşıntının giderilmesinde son derece etkilidir ve yan etkisi minimaldir.
- Kofazimin (Clofazimine): Bazı dirençli hastalarda oldukça etkilidir; ancak cilde kırmızımsı-turuncu bir renk vermesi, cilt kuruluğu ve mide ağrısı gibi tolere edilmesi zor yan etkileri nedeniyle kullanımı sınırlıdır.
- Dapson, Griseofulvin ve İzotretinoin: Bu hap tedavileri geçici düzelme sağlayabilir; ancak ilaçlar kesildikten sonra lekelerin genellikle tekrarladığı görülmüştür.
- Lazer Tedavileri (Önerilmez): Q-switched veya fraksiyonel lazer uygulamaları genellikle etkisizdir; hatta işlem sonrasında lekelerin daha da koyulaşmasına veya deride sertleşmeye yol açabileceğinden EDP hastalarında tercih edilmemelidir.
- Güneş Koruma ve Bekle-Gör Yaklaşımı: Çocukluk çağında başlayan vakalarda kendiliğinden iyileşme oranı yetişkinlere göre (yetişkinlerde kendiliğinden iyileşme %10'un altındadır) oldukça yüksektir. Bu nedenle, özellikle çocuk hastalarda etkin bir güneş koruyucu kullanımıyla birlikte lekelerin doğal seyrini izlemek ("bekle ve gör") en güvenli yaklaşımdır.
Hazırlayan: Prof. Dr. Ahmet Metin