TC. Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi
Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı

AKTINIK KERATOZ (GÜNEŞ KERATOZU) HASTA BILGILENDIRME REHBERI

Aşağıdaki bilgiler, sağlanan tıbbi kaynaklara dayanarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tıbbi tavsiye yerine geçmez; tanı ve tedavi için mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurunuz.

1. Hastalığın Kısa Tanımı

Aktinik keratoz (AK), uzun süreli güneş maruziyeti sonucu derinin üst tabakasındaki hücrelerin (keratinositlerin) anormalleşmesiyle oluşan, pürüzlü, pullu ve kabuklu deri lezyonlarıdır. Sıklıkla "solar keratoz" olarak da adlandırılır. Bu lezyonlar, derideki skuamöz hücreli karsinom (SCC) adı verilen bir cilt kanseri türünün en erken aşaması veya öncüsü (in-situ karsinom) olarak kabul edilir. Tedavi edilmediğinde, düşük bir oranda da olsa invaziv cilt kanserine dönüşme riski taşır.

2. Bu Hastalık Neden Olur?

Aktinik keratozun temel nedeni, yaşam boyu maruz kalınan ultraviyole (UV) radyasyonudur (güneş ışığı veya yapay kaynaklar).

a)     UV Radyasyonu: Özellikle UVB ışınları, deri hücrelerinin DNA'sında (özellikle p53 geninde) mutasyonlara neden olur. Bu hasarlı hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalarak lezyonları oluşturur.

b)     Bağışıklık Sistemi: UV ışınları aynı zamanda derinin bağışıklık yanıtını baskılayarak, vücudun bu hasarlı hücreleri yok etmesini engeller.

c)     Diğer Faktörler: Arsenik maruziyeti gibi çevresel faktörler ve bazı insan papilloma virüsü (HPV) türleri de (özellikle bağışıklığı baskılanmış kişilerde) kofaktör olarak rol oynayabilir.

3. Belirtiler ve Bulgular

Aktinik keratozlar genellikle kronik güneş hasarı olan bölgelerde görülür.

a)     Sık Görülen Belirtiler:

                        i.         Doku: Deride zımpara kağıdı hissi veren, kaba ve pürüzlü alanlar. Genellikle görülmeden önce dokunarak hissedilirler.

                      ii.         Görünüm: Kırmızımsı, sarımsı veya kahverengi tonlarında, üzerinde yapışık pullar bulunan lekeler veya kabartılar.

                     iii.         Yerleşim: En sık yüz (alın, burun, yanaklar, kulak üstleri), saçsız kafa derisi, boyun, el sırtları ve ön kollarda görülür.

b)     Klinik Derecelendirme (Olsen Sınıflandırması):

                        i.         Evre 1: Zorlukla görülen, daha çok elle hissedilen hafif lezyonlar.

                      ii.         Evre 2: Kolayca görülen ve hissedilen, orta kalınlıkta lezyonlar.

                     iii.         Evre 3: Belirgin, kalın ve sertleşmiş (hiperkeratotik) lezyonlar.

c)     Özel Varyantlar:

                        i.         Aktinik Keyilit (Actinic Cheilitis): Dudağın (genellikle alt dudak) aktinik keratozudur; kuruma, çatlama ve pullanma ile seyreder ve kansere dönüşme riski cilde göre daha yüksektir.

                      ii.         Kutanöz Boynuz (Cornu Cutaneum): Deriden dışarı doğru uzanan, sert, boynuz benzeri keratin çıkıntısıdır. Tabanında aktinik keratoz veya cilt kanseri olabilir.

                     iii.         Pigmente AK: Kahverengi lekeler şeklindedir ve bazen yaşlılık lekeleri veya melanom ile karışabilir.

4. Bulaşıcı mı? Başkalarına Geçer mi?

Hayır, aktinik keratoz bulaşıcı değildir. Güneş hasarı sonucu kişinin kendi hücrelerinde oluşan genetik değişikliklerden kaynaklanır ve kişiden kişiye geçmez.

5. Kimlerde Daha Sık Görülür?

a)     Cilt Tipi: Açık tenli (Fitzpatrick cilt tipi I ve II), kızıl veya sarı saçlı, mavi gözlü kişilerde çok daha sıktır. Koyu tenli kişilerde nadirdir.

b)     Yaş ve Cinsiyet: Görülme sıklığı yaşla birlikte artar (özellikle 50 yaş üzeri). Geçmişte erkeklerde daha sık görülse de, günümüzde değişen güneşlenme alışkanlıkları nedeniyle kadınlarda da sık görülmektedir.

c)     İmmünsupresyon: Organ nakli yapılmış ve bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan hastalarda risk 250 kata kadar artabilir.

d)     Coğrafya: Avustralya gibi güneşli bölgelerde yaşayan açık tenli nüfusta görülme oranı %40-60'lara varabilmektedir.

6. Tanı Nasıl Konur?

a)     Klinik Muayene: Dermatologlar genellikle lezyonları gözle görerek ve dokunarak ("pürüzlü" hissi) tanıyabilirler.

b)     Dermoskop: Deriyi büyüterek inceleyen bu cihazla, aktinik keratoza özgü "çilek deseni" (kırmızı bir zemin üzerinde beyazımsı folikül ağızları ve pullanma) görülebilir. Pigmente lezyonların melanomdan ayrılmasında yardımcıdır.

c)     Biyopsi: Tanıdan şüphe duyulursa veya lezyon kalınlaşmış, kanamalı ve tedaviye dirençliyse, invaziv kanser (SCC) gelişimini dışlamak için biyopsi yapılması gerekir.

d)     Yeni Teknolojiler: LC-OCT (Line-field confocal optical coherence tomography) gibi görüntüleme yöntemleri, biyopsi yapmadan hücresel düzeyde inceleme sağlayarak tanıyı destekleyebilir.

7. Tedavi Seçenekleri

Tedavi, lezyonların sayısına, yerine ve hastanın durumuna göre lezyona yönelik (tekil lezyonlar için) veya alana yönelik (yaygın hasar için) olarak planlanır. Amaç, kansere dönüşümü engellemektir.

a)     Lezyona Yönelik Tedaviler (Tek tük lezyonlar için):

                        i.         Kriyoterapi (Dondurma): Sıvı azot kullanılarak lezyonun dondurulmasıdır. En yaygın ve hızlı yöntemdir ancak işlem sırasında ağrı ve sonrasında su toplaması olabilir. İyileşme sonrası beyaz leke (hipopigmentasyon) bırakabilir.

                      ii.         Küretaj ve Elektrokoter: Lezyonun kazınarak ve yakılarak çıkarılmasıdır. Genellikle kalın (hiperkeratotik) lezyonlarda veya biyopsi gerektiğinde tercih edilir.

                     iii.         Lazer Tedavisi: Ablatif lazerler (Er:YAG veya CO2), lezyonları buharlaştırarak yok edebilir.

b)     Alana Yönelik Tedaviler (Yaygın lezyonlar ve "saha kanserleşmesi" için): Aktinik keratoz hastalarında genellikle görünen lezyonların etrafında, henüz gözle görülmeyen ancak hasarlı olan "saha kanserleşmesi" (field cancerization) alanları bulunur. Bu nedenle geniş alan tedavileri önerilir.

                        i.         5-Florourasil (5-FU) Krem: Kanser hücrelerini öldüren bir kremdir. Günde 1-2 kez, 2-4 hafta boyunca uygulanır. Uygulama alanında belirgin kızarıklık, kabuklanma ve inflamasyon yapar; bu beklenen ve istenen bir etkidir. %0.5 5-FU ile %10 Salisilik asit kombinasyonu da etkilidir.

                      ii.         İmiquimod Krem: Bağışıklık sistemini uyararak hasarlı hücreleri yok eder. Haftada birkaç kez, 4-16 hafta süreyle uygulanır. Kızarıklık ve yara oluşumuna neden olabilir.

                     iii.         Diklofenak Sodyum Jel: Daha hafif etkili bir tedavidir. Günde iki kez, 3 ay boyunca kullanılır. Yan etkileri daha azdır ancak etkinlik oranı diğerlerine göre daha düşüktür.

                     iv.         Tirbanibulin Merhem: Yeni bir tedavidir. Yüz veya saçlı derideki bir alana 5 gün boyunca günde bir kez uygulanır. Yan etkileri genellikle hafif ve kısa sürelidir.

                       v.         Fotodinamik Tedavi (PDT): Cilde ışığa duyarlı bir madde (ALA veya MAL) sürülür ve ardından özel bir ışık kaynağı veya gün ışığı ile aktive edilir. Yaygın lezyonlarda çok etkilidir ve kozmetik sonuçları iyidir. Gün ışığı PDT (Daylight-PDT), geleneksel PDT'ye göre daha az ağrılıdır.

8. Günlük Yaşam Önerileri ve Korunma

a)     Güneşten Korunma: En önemli adımdır. Geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı), en az 30 faktörlü güneş kremi her gün kullanılmalıdır. Güneş kremi kullanımı yeni lezyon oluşumunu azaltabilir ve mevcutların gerilemesine yardımcı olabilir.

b)     Kıyafet: Geniş kenarlı şapka, uzun kollu giysiler ve güneş gözlüğü ile fiziksel koruma sağlanmalıdır.

c)     Kendi Kendine Muayene: Cildinizi düzenli olarak kontrol edin. Yeni çıkan, büyüyen, kanayan veya iyileşmeyen yaraları doktorunuza bildirin.

d)     Nemlendirme: Tedavi süreçlerinde cilt kuruyup tahriş olabileceğinden, doktorunuzun önerdiği nemlendiricileri kullanmak konforu artırır.

9. Sık Sorulan Sorular

  1. Aktinik keratoz kanser midir? "İn-situ" (yerinde sayan) bir karsinom veya kanser öncüsü olarak kabul edilir. Henüz derin dokulara yayılmamıştır, ancak tedavi edilmezse skuamöz hücreli karsinoma (SCC) dönüşebilir.
  2. Kendiliğinden geçer mi? Bazı lezyonlar (%20-30 oranında) kendiliğinden gerileyebilir, ancak bunların çoğu daha sonra tekrar ortaya çıkar. Hangi lezyonun geçeceğini veya kansere dönüşeceğini bilmek mümkün olmadığından tüm lezyonların tedavi edilmesi önerilir.
  3. Tedavi sonrası iz kalır mı? Kriyoterapi sonrası beyaz lekeler kalabilir. PDT, imiquimod ve 5-FU gibi alan tedavileri genellikle iz bırakmadan iyileşme sağlar ve kozmetik sonuçları daha iyidir.
  4. İlaçlı kremler yüzümü çok tahriş etti, bırakmalı mıyım? 5-FU ve imiquimod gibi kremler, etki mekanizmaları gereği kızarıklık, kabuklanma ve yara oluşumu yaparlar. Bu, ilacın çalıştığını gösterir. Ancak reaksiyon çok şiddetliyse doktorunuza danışarak ara verebilirsiniz.

10. Ne Zaman Doktora Başvurmalıyım?

a)     Lezyon hızla büyüyorsa veya tabanı sertleşmişse (kanserleşme belirtisi olabilir).

b)     Lezyon kanıyor, ağrı yapıyor veya iyileşmeyen bir yara halini aldıysa.

c)     Kulaklarınızda veya dudaklarınızda sürekli kuruluk ve kabuklanma varsa (bu bölgelerdeki lezyonlar daha risklidir).

d)     Daha önce tedavi edilmiş bir lezyon tekrar ortaya çıkarsa.

11. Doktor Randevusunda Sorulabilecek Sorular

a)    Bu lezyonların kansere dönüşme riski nedir?

b)    Benim için dondurma tedavisi mi yoksa krem tedavisi mi daha uygun?

c)     Yüzümdeki görünmeyen hasarlar için "alan tedavisi" (field therapy) yapmalı mıyım?

d)    Güneş koruyucu dışında alabileceğim başka önlemler (örneğin oral nikotinamid gibi vitaminler) var mı?

e)     Kontrol sıklığım ne olmalı?


Hazırlayan: Prof. Dr. Ahmet Metin