Bizi Takip Edin

Menü

Genel Nitelikleriyle Kamu Diplomasisi ve Türkiye’deki Temel Oluşumları

Huriye YILDIRIM


 

Her geçen gün dünyada önemi biraz daha artan kamu diplomasisi hakkında daha kapsamlı akademik araştırmalar yapılmasında yarar vardır. Türkiye’nin yeni olduğu bu alanda gerçekleştirdiği birtakım projelere sahip olmasına rağmen, uluslararası alanda uygulanan kamu diplomasisi ölçüt alındığında somut bir vizyona henüz sahip olmadığı görülmektedir.

 

Uluslararası kamuoyu tarih boyunca yaşadığı yıkıcı savaşların etkisinden sonra son yüzyıllarda askeri güçten kaçınarak yeni bir diplomatik sistem oluşturulmasının yollarını aramaya başlamıştır. Özellikle 30-35 yıl gibi esasında kısa sayılabilecek bir dönemde bile iki dünya savaşı yaşandıktan sonra Batılı devletlerin öncülüğünde uluslararası ilişkilerde askeri gücün yerini alabilecek yeni unsurlar üzerinde çalışmıştır. İlk olarak Batı Avrupa’nın iki düşman ülkesi olan Almanya ve Fransa arasındaki anlaşmazlığı ekonomik birliktelikle çözülebileceği düşüncesi ortaya atılmış ve bugün karşımızda ekonomik bir dev olarak bulunan AB’nin temeli atılmıştır. Avrupalı siyaset bilimci ve politikacılara göre oluşturulacak ekonomik ve sosyal birlik gelecek dönemlerde savaşların yıkımını önleyecek, bunun yanında diplomatik alanda maliyeti daha ucuz yöntemlerin uygulanması sağlanacaktır. Öyle ki maliyeti ve sonuçları bir hayli fazla olan savaşlar yerine, askeri yatırımlar kısılarak ekonomik ve sosyal alanlardaki yatırımlar artırılacak yeni bir diplomatik güç kazanımı mümkün kılınabilecektir.

 

İkinci Dünya Savaşının ardından tüm dünyada beliren savaş karşıtlığı ve diplomatik alandaki yeni yöntemlerin doğuşu, ülkelerin dış politika amaç ve araçlarında da değişikler yaratmıştır.

 

Bu noktada teknolojik gelişmelerin de etkisiyle yaşanan informatik devrim, uluslararası alandaki yeni diplomatik atağı destekleyen bir unsur olmuştur. Sonuç olarak uluslar arası politikada sivil toplum, kamu diplomasisi ve yumuşak güç kavramları daha ağırlıklı olarak yer almaya başlamıştır.

 

Sivil toplum kavramı konusunda uzun yıllar boyunca farklı tartışmalar yapılsa da günümüzde sivil toplum kavramı gönüllü olarak tesis edilen, kendi desteğini yaratan, devletten özerk bir aktördür. Siyasi yaşamda politika yapımcılarını etkiler, sınırlandırır, ancak iktidarı ele geçirmek gibi bir amacı yoktur. Bu noktada sivil toplum iç ve dış politika yapıcılarının karar verme süreçlerinde göz önünde bulundurması gereken önemli bir unsurdur.

 

Günümüz uluslararası siyasal sisteminde artık sivil toplum kuruluşları önemli birer aktör konumuna gelerek bölgesel ve küresel siyasete yön vermeye başlamıştır. Ancak teknoloji vasıtasıyla bilginin hızlı ve önü alınamaz bir şekilde dolaşabildiği hususu göz önüne alındığı zaman, sivil toplum kuruluşlarının etkisinde medyanın da ne denli önemli bir faktör olduğu sonucuna varılmaktadır.

 

Yeni küresel düzende bireyler ve kamuoylarının önemi de her geçen gün artmaktadır. Buna bağlı olarak daha önce devletlerin birbirleri ile ilişkileri ve kullanılan metodların tümü olarak tanımlanan diplomasi kavramında da değişiklik meydana gelmiştir. Bilgi, kültür ve iletişimin uluslararası siyasette etken faktörler olmaya başlamış, diplomaside bu unsurları kullanarak kamuoylarını etkileme amaç edinmiştir. Bu noktada diplomasi sözlüklerinde “kamu diplomasisi” kavramı büyük harflerle yazılmıştır. İlk kez 1965 yılında Edmund Gullian tarafından kullanılan kamu diplomasisinin birçok tanımı yapılmakta beraber en genel geçer olanı hükümetlerin başka bir devletin halkını, aydınlarını ve politikalarını kendi avantajına döndürmek için etkilemeye çalışmasıdır.

 

Uluslararası ilişkilerde devletin kamu diplomasisi araçları dışişleri bakanlıkları ve elçiliklerin sosyo-kültürel programları ve oluşturulan medya araçları aracılığıyla yapılmaktadır. ABD, Fransa ve İngiltere kamu diplomasisine önem verip, etkin uygulama yapan büyük devletlerdir. ABD dünyanın her yerinde kurulan think-tankler, büyük markalar ve medya aracılığıyla Amerikan kültürünü diğer toplumlara benimsetmeye çalışmaktadır. Nitekim günümüzde Coca-cola en bilinen markalar arasında sayılabilirken, Hollywood filmleri dünyanın hemen her yerinde izlenme rekorları kırmaktadır. Neticede genç kuşak ön planda olmak üzere farklı toplumlarda Amerikan kültürüne karşı oluşturulmuş bir sempatiden bahsetmek mümkündür.

 

Bailey kamu diplomasisinin önemini şu sözlerle belirtmiştir: ”Düşünceler dayanıklıdır, silahlarla veya bombalarla yok edilemezler. Uluslararası sınırları ve okyanusları aşarlar. Onlarla ancak daha iyi düşünceler üreterek başa çıkılabilir.[9]Bailey’in ifadesine göre uluslararası ilişkilerde başarılı bir siyaset izlemek için değişmeyen diplomatik araç birey ve toplumlarla iletişime geçebilmektir. Ancak ulaşılması düşünülen dış politik hedefe varılabilmesi için kurulacak iletişim çok önemlidir. Eğer iki taraf arasında etkili iletişim kanalları kurulamazsa oluşturulması düşünülen kamu diplomasisi ülke çıkarlarını sağlamaktan ziyade imaj zedelenmesine yol açabilecektir. Sonuç olarak bir ülke herhangi başka bir devletin toplumunda kendi değerlerine özenen ve oluşturulacak siyasi alanda destek alabileceğini düşündüğü kamuoyu oluştururken öncelikle bu devleti iyi tanımalıdır. Çünkü dış politika temsilcilerinin hedef olarak aldığı toplumun tarihini, kültürünü, dini ve dilini bilmeden bu devlet vatandaşlarıyla iletişim kurup kendi çıkarları doğrultusunda bir kamuoyu oluşturması mümkün değildir.

 

Neticede uluslararası politikada savaşları azaltabilecek ve hard power’a nazaran daha az maliyeti olan kamu diplomasisi devletlerarası ilişkilerde dikkate alınmaya başlanmıştır. Dünya siyaseti için bu denli önemli olan kamu diplomasi son yıllarda Türk Dış Politika karar vericilerinin üzerinde durduğu konulardan birisi olmuştur. Özellikle Türkiye’nin artan olanakları paralelinde değişen dış politika kapsamında başta yakın coğrafyasında olmak üzere olumlu bir Türk imajı yaratabileceği kamuoyu yaratma çalışmalarına yer verilmiştir. Henüz bu dış politika çalışmalarının kesin olarak başarılı olduğu sonucuna ulaşılamasa da doğru uygulanması durumunda Türkiye’nin dış ilişkilerine katkıda bulunacağı aşikârdır.

 

Türkiye uzun süre arasında SSCB bariyeri bulunan ve 1991 yılı sonrasında bağımsızlığını ilan eden Orta Asya ve Kafkasya cumhuriyetlerindeki toplumlarla iletişime geçmek için eğitim ve kültür alanında bazı projeleri hayata geçirmiştir. Öncelikle eğitim alanında iş birliği sağlayarak Türk sempatisine haiz bir kamuoyunun yaratılması amacıyla 1992 yılından beri uygulamada olan “Büyük Öğrenci Projesini” uygulamaya başlamıştır. Bu kapsamda Türkiye her yıl binlerce öğrenciye burs sağlayarak, Orta Asya ve Kafkasya cumhuriyetlerinden gençlerin ülkemize gelerek eğitim alması sağlanmıştır.

 

Türkiye’nin kamu diplomasisi alanında gerçekleştirdiği diğer oluşum ise TÜRKSOY (Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi)’dir. TÜRKSOY Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve ülkemiz Kültür Bakanları tarafından 12.7.1993 tarihinde Almatı’da imzalanan Anlaşma ile kurulmuştur. TÜRKSOY’un amacı Türk kökenli ve Türk Dili konuşan Türk devletleri ve halklarının birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlamak ve Türk Dili konuşan devlet ve halklarının kültür ve sanatının korunması, yeniden canlandırılması ve gelişmesi yönünde faaliyette bulunmaktadır. TÜRKSOY’a asil üye ülkelerin dışında, Rusya Federasyonu içerisinde yer alan altı özerk cumhuriyet (Tataristan, Başkortostan, Altay, Saha (Yakut), Tıva ve Hakasya), Gagavuz Yeri (Moldova) ve KKTC gözlemci ülke olarak TÜRKSOY’un faaliyetlerine katılmaktadırlar.

 

Türk Dış politikasının kamu diplomasisi araçlarından bir diğer ise TİKA (Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı)’dır. Resmi web-sitesinde verilen bilgilere göre TİKA, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türk Cumhuriyetleri’nin yeniden yapılanma, uyum ve kalkınma ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla Bakanlar Kurulu’nun 24 Ocak 1992 tarihli Kararıyla, 21124 sayı ve 27 Ocak 1992 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Dışişleri Bakanlığı’na bağlı bir uluslararası teknik yardım teşkilatı olarak kurulmuştur. Daha sonra ise 1999 yılında doğrudan Başbakanlığa bağlanmıştır. TİKA’nın Orta Doğu, Orta Asya, Kafkasya Doğu Avrupa, Balkanlar ve Afrika’da olmak üzere birçok ülkede koordinatörlükleri bulunmaktadır. TİKA’nin genel olarak çalışma alanları ise eğitim, sağlık, ulaştırma, iletişim, enerji, bankacılık ve finans, tarım, sanayi, turizm nüfuz ve alt yapıdır.

 

Sonuç olarak her geçen gün dünyada önemi biraz daha artan kamu diplomasisi hakkında daha kapsamlı akademik araştırmalar yapılmasında yarar vardır. Türkiye’nin yeni olduğu bu alanda gerçekleştirdiği birtakım projelere sahip olmasına rağmen, uluslararası alanda uygulanan kamu diplomasisi ölçüt alındığında somut bir vizyona henüz sahip olmadığı görülmektedir. Türkiye, kamu diplomasisi alanında etkin uygulamaları hayata geçirmek için öncelikle yakın coğrafi bölgeler ile etkileşiminin yoğun olduğu ülkeler hakkında daha detaylı araştırma ve geliştirme faaliyetlerine girmelidir. Bu kapsamda dışişleri bakanlığı personelinin sorumlu olduğu ülke ve bölgelerde uzmanlaşması, kamu diplomasisi ve ülke uzmanlıklarına yönelik akademik çalışmaların desteklenmesi elzemdir. Bunun yanında belki de en önemli unsur olarak, Türk hükümetinin kamu diplomasisi konusunda kurumsallaşma sürecini tamamlaması gerekmektedir.

 

kaynak: http://akademikperspektif.com/2013/05/09/genel-nitelikleriyle-kamu-diplomasisi-ve-turkiyedeki-temel-olusumlari/ 

Yorumlar