Bizi Takip Edin

Menü

Mısır Darbesinin Ekonomi-Politiği

(3 Temmuz Mısır Darbesinin Ekonomi-Politik İncelemesi)

Taha YUSUF

 

 

Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın etkisi uzun süre geçmeden Mısır’a ulaştığında Mübarek sonrası Mısır ile ilgili büyük bir umut hasıl olmuştu. Darbe ile iş başına ge(tiri)len Mübarek görevden gidecek ve yerine Mısır’lıların özgür iradeleri ile seçecekleri bir iktidar tarafından yönetilebileceklerdi. Mısırlılar bunu yoğun ve uzun ısrarları ile Tahrir meydanında gösterdiler ve en nihayet başardılar. Mısırlılar, tarihlerinde ilk defa seçim ile iş başına gelecek, meşru bir hükümeti seçmek için sandık başına gitti. Sonuç aslında pekte “Batı yanlısı” Mısırlıların ve Batı’nın istediği gibi olmadı zira Mısır da her Ortadoğu ülkesi gibi kendi başına bırakıldığında “istenmeyen seçimler” yapabiliyordu. Nitekim Mısır’da ufak bir köyde doğan Muhammed Mursi isimli ve İhvan-ı Müslim’in menşeli bir aday Mısır’ın 5. ve ilk seçilmiş cumhurbaşkanı oldu. Bu genel bilgilerden sonra Mısır’da ki darbenin içinde önem arz eden noktalara değinerek, aslında Mısır’da neler olduğuna dair siyasi ve ekonomik bir analiz yapmaya çalışacağım.

 

Aslında Mursi görev başına geldiğinde, Mısır elitleri ve Batı yıllarca siyaset yapamayan ihvanın bu iktidar işini beceremeyeceğini düşünüyordu. Ancak Mursi göreve geldiği 30 Hazirandan sonra ki ilk iki ayda Ortadoğu coğrafyası için “tehlikeli” sayılacak bir siyasi birikime sahip olduğunu gösterecekti. Zira 5 Ağustos 2012’de Sina yarımadasında ki İsrail saldırısı sonrası İstihbarat şefi başta olmak üzere Kuzey Sina valisini İçişleri bakanlığı çalışanlarının bazılarını ve polis komutanını hemen görevden aldı. Bu olaydan hemen sonra İsrail, Filistin konusunda Mursi’nin tavrını net olarak öğrenmek için Filistin’e saldırdı. Ayrıca Hamas’ta Mursi’nin ne denli Filistin’in yanında olacağını görmek istiyordu. Neyse ki bu saldırının sonrasında Mursi ile ilgili kanaatler kesinleştirildi. Mursi 2012 yılında ki İsrail’in Gazze saldırısında, daha önceleri kapalı olan Refah sınır kapısını Filistinlilere açtı. Filistin’e destek verdi ancak bunlar İsrail için yeterli derecede tavır netliğini göstermiyordu. Mursi İsrail’in Gazze saldırısına yönelik “ Mısır eski Mısır değil Araplar da eski Araplar değil. Gazze’ye saldırıların bedeli ağır olacak” beyanatı sonrası İsrail elde etmek istediği şeyi elde etti. Zira bu söylemler yıllardır söyleniyordu ancak bu söylem Arapların her alanda ve her anlamda “ağabeyliğini” yapan Mısır liderinden gelince durum İsrail için alarm sirenlerinin çalması anlamına gelmekteydi. Yani Mursi artık kesinlikle gitmeliydi çünkü İsrail de biliyordu ki Mısır değişirse Ortadoğu değişir. Sürecin akabinde İsrail derhal Gazze saldırısını durdurdu ve geri çekildi. Ayrıca Gazze’ye uyguladığı ablukayı da hafifletti. Artık yeni düşman ne Hamas ne de Filistin’di, sorun daha büyük bir hal almadan önce halledilmesi gereken Mısır’dı. Zira Mısır, Camp David anlaşmasını uygulamamak için de girişimlerini hızlandırmaya başlamış ve Süveyş Kanalı geçişlerinde yeni düzenlemeler yapmaya koyulmuştu. Yani Mursi artık ekonomik olarak da bağımlılığını sonlandırma yolunda ilerlemeye başladı.

 

22 Kasımda Mursi devrimi korumak ve yolsuzlukları önleyerek eski rejim kalıntılarının yeni anayasa yapımında ki etkisini azaltmak amacıyla bir dizi anayasal değişiklikler yaptığını duyurduğunda sosyal karışıklıkların başlaması için fitil ateşlenmişti. 23 Kasımda başlayan gösterilerde Mursi protesto edildi tırmanışa geçen gerilim akabinde Mısır borsası %10’a yakın değer kaybı yaşadı. Benzin, doğal gaz ve temel gıda ihtiyaçlarının temininde sorunlar yaşanmaya başladı. Tahrir meydanında ki olaylar çok ciddi boyutlara ulaşmaya başladığında Mursi 15 Aralıkta anayasa değişikliklerine ilişkin referandum yapılacağını ilan etti. Ancak bu durumu olayları yatıştırmadı. 15 Aralıkta ki referandum seçimlerinin ilk aşamasında %56,5 anayasa değişikliğine “evet” derken, %43,5’i ise “hayır” demiştir. Bir hafta sonra gerçekleştirilen referandumun ikinci aşamasında halkın %71 anayasa değişikliğine “evet” derken, %39’u ise “hayır” demiştir. Toplamda anayasa değişikliği %63,8 oranla kabul edilmiştir. Mısır için çok önemli olan bu demokratik gelişim Mısır Muhalefetince aynı şekilde okunmadı. Mısır muhalifeti, Mısır’ın daha gerici bir yönetime evrildiği düşüncesini kamçılayarak olayların büyümesine neden oldu. Port Said stadyumunda iki takım taraftarları arasında yaşanan olaylarda suçlu bulunan 21 kişiye verilen ölüm cezası tansiyonun tekrar artmasına neden oldu.  Ve sonrasında Mısır’da Solcular, liberaller ve Laiklerin Müslüman Kardeşlere karşı oluşturduğu muhalefetin protesto gösterileri gittikçe artmaya başladı.

 

Gösteriler Haziran ayı ile birlikte bambaşka bir boyut kazandı. Muhalefette bulunan Solcular, Liberaller, Laikler ve ilginçtir Selefiler Mursi İktidarını eleştirmeye ve dahası meşru’iyetini kaybettiğini ifade etmeye başladı. Mısır için darbenin ayak sesleri gelmeye başladı. Mısır genelindeki protestolarla birlikte muhalefet Mursi’nin Cumhurbaşkanlığının birinci yıl dönümü olan 30 Haziran’da cumhurbaşkanlığından acilen istifa etmesini istediler. İstifa talebinin nedenleri arasında Mursi’nin giderek “otoriterleştiği” ve laik kesimin endişelerine aldırmaksızın “İslamcı” politikalar uyguladığı ön plana çıkarıldı. Ayrıca ekonomik durumun kötü olması  ve temel gıda ihtiyaçlarında yaşanan sıkıntılarda protesto gösterilerine katılanların sayısında artış sağlayan en önemli nedendi.  Gösteriler devam ederken Mısır Genelkurmayı Abdulfettah Sisi, taraflara 48 saat içinde anlaşmalarını söyleyen bir açıklama yaptı. En nihayet 3 Temmuz 2013 günü Sisi yönetime darbe ile Mısır tarihini seçilmiş ilk başkanını görevden aldı.  Kanlı bir şekilde bastırılan gösteriler sırasında binlerce Mursi taraftarı öldürüldü. Korku, baskı ve zulüm Mısır’a yeniden egemen oldu.

 

Darbe sonrasında ekonomik sıkıntılar bir anda sona erdi, Refah sınır kapısı tekrar kapatıldı, Mısır İsrail karşıtı ve Filistin yanlısı söylemlerini terk etti. Yani Mısır tıpkı İsrail’in istediği gibi oldu yani diğer bir deyişle “normalleşti”.  Mursi ülkesi namına yapmak istediği dönüşümü gerçekleştiremeden, önce kimsenin bilmediği bir yerde sorgulandı ve sonra Tura Hapishanesine nakledildi. Askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılan Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin, yaklaşık 4 aylık tutukluluk süresinin ardından pazartesi günü hakim karşısına çıkarılması bekleniyor. Ailesi bile Mursi’yi ancak bu duruşmada görebilecek.  Mursi bir sonra ki yazımda değineceğim hatalarıyla ve sevaplarıyla bir insandı, bir devlet başkanıydı. Ama korkarım ki ona reva görülen ve gösterilen eza sanırım bununla da yetmeyecek. Çünkü Batı güç odağının kontrolünden çıkmasına müsamaha etmez hele ki bu en önemli müttefiği İsrail’i hedef alan bir güçse asla müsamaha etmez. Bu şekilde bir cezalandırma ile diğer Müslüman liderlere de bir caydırma, korku ve bir gözdağı verilmek isteniyor. Umuyorum ki Müslüman dünyası Mursi olayının perde arkasını görebilir ve idrak edebilir.

 

Kaynak:http://akademikperspektif.com/2013/11/04/misir-darbesinin-ekonomi-politigi/

Yorumlar