Duyurular

Tümünü Gör

Etkinlik Takvimi

<Şubat 2020>
PztSalÇarPerCumCmtPaz
272829303112
3456789
10111213141516
17181920212223
2425262728291
2345678
Tümünü Gör

Bizi Takip Edin

 
Polonya’ya Giden Öğrenciler

 

Gözde UŞAKLAR- Adam Mickiewicz University-Polonya (Ponzan) (2007-2008 güz-1 yarıyıl)

 

Didem Dibek- Adam Mickiewicz University-Polonya (Ponzan)  (2007-2008 güz-1 yarıyıl)

 

Selay ŞAHİN- Adam Mickiewicz University-Polonya (Ponzan) (2008-2009 güz-1 yarıyıl)

 

Nilgün YlLMAZ- Adam Mickiewicz University-Polonya (Ponzan)  (2008-2009 güz-1 yarıyıl)

 

İbrahim Kılınç - Adam Mickiewicz University-Polonya (Ponzan) (2010-2011- 4.sınıf tüm dönem)

 

İtalya’ya Giden Öğrenciler

Fatma PINARBAŞ-Universita Cattolica Del Sacro Cuore-İtalya (Milano)(2008-2009 güz ve bahar-2 yarıyıl)

 

Nagehan ATİK-Universita Cattolica Del Sacro Cuore-İtalya (Milano)(2008-2009 güz ve bahar-2 yarıyıl)

 

-ÖĞRENCİ İZLENİMLERİ-
TUĞÇE TUNALI
Sosyoloji Bölümü 4.Sınıf öğrencisi

 

 

DÖNÜM NOKTASI

Üniversitede okuyan bir çok kişi “Erasmus” Programını duymuştur. ‘Erasmus’ kimileri için gereksiz yıl kaybıyken, kimileri için hedeflerini, hayallerini gerçekleştiren muhteşem bir yoldur. Erasmus’a gitmek ayrıcalıktır ve  insana kendisini şanslı hissettirir. İşte ben de o şanslı insanlardan biri olarak görüyorum kendimi.

Ben ilk başvurduğumda bir dönemlik gitmeyi tercih etmiştim, 6 ay gezip görüp dönerim diyordum; fakat planladığım gibi olmadı. 6 ay bana yetmedi, daha fazla şey görüp daha fazla şey öğrenmek istedim ve sonuçta iki dönem Almanya’da Siegen üniversitesinde öğrenci oldum.

 Yurtdışındaysanız her an sizin için enteresan bir tabloyla karşılaşabilirsiniz. Yoldan geçen araba olmamasına rağmen yayalara kırmızı yandığı için yeşil yanana kadar beklemeleri bu duruma alışık olmayan bizler için anlamsız geliyor.  Türkiye’de doğup büyüyen birine başlarda garip gelse de zamanla biz de araba olsun olmasın beklemeyi öğrendik; hatta bunu Türkiye’ye bile taşıdık, ama Türkiye’de trafik öyle işlemiyor.  Üzülmeyin buraya da hemen adapte olabiliyorsunuz. Farklı bir ülkede öğrenci olmak daha enteresan bir durum. Her yaştan , her tarzdan insanla karşılaşabiliyorsunuz. Üniversitede 60’larında yeşil saçlı bir kadın bile sıradanlaşabiliyor, kimin Öğrenci kimin Öğretmen olduğunu kestiremiyorsunuz bile. Sınıfta dersin başlamasını beklerken sandaletli yaşlı bir adam girerse eğer, benim gibi ‘bu da kim’ demeyin! O giren sandaletli yaşlı adam profesör olabilir.Sandaletli profesör tabi ki bizim pek alışık olmadığımız bir durum olduğu için sandaletli derse gelen birini profesör değil yaşlı bir öğrenci zannediyoruz. Böylece orada okumanın yaşı olmadığını da görüyoruz.

Öğrenci olmak iyi; ama sadece derse girmek için giden tek bir Erasmus öğrencisiyle karşılaşmadım. Sürekli bir yerlere gitmek için planlar yapılır. ‘Hmm hafta sonu ne yapsak acaba’  diye düşünüp hafta sonunda kendini Amsterdam’da bulmak hayal bile edemeyeceğim bir durumdu, gerçek oldu. 11 Ayda 10 ülkeye ve bir çok farklı şehre gittim, yani her ay kendimi başka bir ülkede buldum diyebilirimJÇok enteresan ama kız başıma uçak saatlerinden dolayı Barcelona’da havaalanında uyudumJ Havaalanında uyumanın da aslında keyifli olabileceğimi öğrendim. Paris’te Louvre müzesinin girişinde Avrupa’da Öğrenci olduğum için hiç para ödemedim. Girişteki bayanın Avrupa ülkelerinde öğrenci olanlardan ücret almıyoruz demesi garip bir mutluluk vermişti. Ücretsiz girdiğim için değildi tabi ki mutlu olmam, Avrupa’da öğrenci olmaktı en azından:J

Bir yılda gezdiğim gördüğüm şeyleri bir sayfaya indirgemek zor ve sıkıcı. Bu sıkıcılık Erasmus’un ruhuna aykırı bence, Erasmus demek aynı zamanda eğlence demek, her ülkeden arkadaşın olması demek, farklı kültürlerin yemeklerini tatmak, farklı kültürlerin danslarını öğrenmek demek. Costa Rica’lı, Amerika’lı arkadaşlarına çekirdek (İzmirlilerin deyimiyle çiğdem) yemeyi öğretmeye çalışmak… ve hızlı çekirdek  yediğimizde (onlara göre hızlı) sanki özel bir yeteneğimizi sergiliyormuşuz gibi izlemeleri bizim için çok normal, bizim tarafımızdan basitçe algılanan onca şeyden olan çekirdek yememizi bile farklılığını görebilmek…İşte Erasmus böyle bir değişim programı. Her hafta bir ülke kendi yemeklerini, kendi danslarını sergilerken sarma yapmayı öğrendim. Erasmus sadece başka kültürleri değil kendi kültürünüzü de tanımanıza olanak veriyor. Farklılıklarla kültürümüzü daha net görebilir hale geliyoruz.

Öğrenciyken bir sene başka bir ülkenin eğitimini yaşayarak öğrenmek, farklı ülkelere gitmek, farklı ülkelerden insanlarla tanışmak, tecrübe sahibi olmak, dil öğrenmek ve daha birçok fırsat için Erasmustan daha keyiflisi yokJ Gittiğiniz ülkede aldığın dersleri burada saydırarak sene kaybını önlemek ve hibe almak ise Erasmusu daha da cazip kılıyor.

Tavsiye edilir…

 

İBRAHİM KILINÇ (2010-2011 POLONYA)

Sosyoloji Bölümü Mezunu (2011)

 

 

Hayatımın dönüm noktalarından birisi diyebileceğim bir programdı Erasmus…

Gerek bana kattığı artı tecrübelerle, gerekse hatırlattığı gerçek olaylarla…

Gel zaman git zaman vedalaşma vakti gelmişti artık. İlk kez sevdiklerimden sınırdışına çıkmak kaydıyla ayrılacaktım…Bu durumun verdiği biraz üzüntü ve edineceğim tecrübelerin biraz morali ile yola çıktım..Aslında tüm erasmus süreci  ‘’gitmek için yola koyulmakla geri dönmek için valizimi hazırlamam arasında bir şeydi’’.Yani bu kadar hızlı…

Burası işin hikaye kısmı…

Genel olarak yurtdışında 1 yıl da olsa eğitim alacak olma duygusu her insan gibi beni de heyecanlandırdı. Ancak her işin bir zorluğu ve meşakkati olduğu gibi bu yurtdışı serüveninin de bir zorluğu olacaktır elbet. Bu noktada bu programdan yararlanmayı düşünen arkadaşlara kısaca tecrübelerimi anlatmak isterim…

Aslında bu işin en can alıcı noktası ‘kendine güvenmektir’.Yani kendine güvenen her arkadaşım  bu programa rahatlıkla dahil olabilir. Açıkçası ilk başlarda kendimde cesaret edemiyordum; çünkü kafamda onlarca soru vardı… Nasıl alışacağım gittiğim yere? Nasıl anlaşacağım oradaki insanlarla? Nerede kalacağım? İngilizcem iş görecek mi?  vs. vs… Ancak tüm bu soruların aslında kuruntudan ibaret olduğunu giden arkadaşlarımız çok iyi anlayacaktır… Bu noktada sadece bir yurtdışı uçak bileti almanız yeterlidirJ Tüm zorluklar aslında Türkiye’dedir. Pasaport çıkartma, vize alma, (konsolosluktaki amca ile anlaşmaya çalışmaJ ), ders intibak ettirme, bir de danışman hocamız bu işte biraz acemi ise bütün işler omuzlarınızdadırJ…Türkiye’nin aksine gideceğiniz ülke de her şey hazırdır aslında, kalacağınız yer, muhatap olacağınız hoca, alacağınız dersler ve yiyeceğiniz yemekler dahil olmak üzereJ  Yani misafir bir öğrencinin tüm dertleri ile ilgileniliyor (gittiğim okul için söylüyorum) alaka gösteriliyor.

Kısaca cefasını Türkiye’de sefasını gideceğiniz ülkede çekiyorsunuz bir anlamda.

Erasmus programı ile sosyolojiyi yaşayacak ve öğreneceksiniz. ( Toplum, Kültür, Din … )

Gidecek arkadaşlara tavsiyem, bu deneyimi yaşamaları yönündedir… tek ihtiyaç olan şey özgüvendir…