Stratejik Araştırma Geliştirme Entegrasyon Merkezi

 

 

Yeni Döneminde SAGEM

 

19. asır reformcuları ve onların takipçileri bu ülkenin millî devlet olarak şekillenmesini mümkün kılacak bir reform politikası uygulamış, bunun zeminini oluşturacak icraatlara imza atmıştır. Bu icraatlar ve değişim politikaları coğrafyamızın alt üst olduğu bir dönemde uygulanmaya çalışılır. 93 Harbi, Balkan Savaşı, Birinci Dünyâ Savaşı büyük göç dalgalarına sebep olur, savaş insan malzememizi aşındırır. Demografik bünyemiz başkalaşır. Cumhuriyet değişim politikalarının yeni ve kuvvetli bir halkası olur ve zengin bir mirasa oturur. Türkiye Cumhuriyeti millî devlet formunun zirvesini oluşturur. Cumhuriyet’in kurucuları sınır boylarının çocuklarıdır. Ellerinde kalan son vatan parçası sadece onların değil Kafkasya’dan Rumeli’ye Ege Adalarına uzanacak şekilde son asrın büyük mağduriyetlerini yaşamış bir ahalinin son sığınağı olmuştur.

 

Kurucu kadro elimizde kalanın yitirileceği şüphesi ve endişesiyle politikalar geliştirmiş, tedbirler almıştır. Bu yıllardan itibaren yüksek seviyede bir merkeziyetçilik uygulanır. Ayrıca İkinci Dünyâ Savaşı yıllarından itibaren Türkiye içe kapanır. Demokrat Parti yıllarında kısmen bu kırılmaya çalışılsa da 1960’lı yıllarda önceki mecrasını tekrar bulur. Rahmetli Özal’ın öncülüğünde ihracata dayalı kalkınma politikasının benimsenmesi Türk insanının kabuğunu çatlatmasına daha geniş bir coğrafyayla ilişki kurmasına vesile olmuştur. Dışa açılma toplumun hafıza katlarındaki kültürel birikimin de tezâhürüne  yol açmış, geniş coğrafyayla bağlarımız canlanmış, ete kemiğe bürünmüştür. Sadece imparatorluk coğrafyasıyla sınırlı kalmayan Türk Cumhuriyetlerine uzanan ve ilişkilerini geliştiren, Avrupa Birliği’ne üye olmak için istekliliği ve ısrarını artıran Cumhuriyet  hükümetleri nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olması dolayısıyla İslam coğrafyasıyla ilişkilerini ikmal etmiş,  son olarak bir Afrika vizyonu da oluşturmak suretiyle siyasî ve kültürel sınırlarının hayli ötesine geçmiş, bir bölge gücü olarak ufkunu genişletmiştir.

 

Türkiye bugün küreselleşme sürecinin içindedir. Bu süreç malların, sermayenin ve insanların hatta değerlerin serbestçe dolaştığı, imkânları ve tehditleri bir arada barındıran yeni bir evredir. Bugün yeni bir dünyâda yaşıyoruz. Türk üniversiteleri bu yeni dünyâya eklemlenmekte bir dizi problemi yaşıyor. Bir tarafta geçmişten intikal eden birikimimizle ve kültürel coğrafyamızla ilişki avantajlar var. Ancak bunlara âşinâ olup olmadığımız meçhûl. Diğer tarafta yaşadığımız hızlı bir değişim var, bundan geri kalmamak için bir mücadele içindeyiz. Ülkemizin sahip olduğu fırsatlar ve potansiyel tehditler arasında SAGEM yeni döneminde, değişmeyi anlamak, anlamlandırmak, açıklamak için  gayret sarf edecektir.

 

Doç.Dr. H. Aliyar DEMİRCİ

SAGEM Müdürü

Duyurular Tümünü Gör