Kent ve Mimarlık Söyleşileri - 06.04.2015 / 13:30- Doç. Dr. Nilgün Görer TAMER- << Mekansal Planlama Aynı Zamanda Bir Su Kullanım Kararıdır. >>

Değerli akademisyen, Doç. Dr.Nilgün GÖRER TAMER 06.04.2015-Pazartesi günü fakültemiz öğrencilerine "Mekansal Planlama Aynı Zamanda Bir Su Kullanım Kararıdır. " konulu bir konferans vermiştir.


Konuşmanın çerçevesi ve özeti:

Su, günümüzde gezegenin can damarı olarak kabul görmektedir. Artık, etkin bir su yönetimi olmadan dünyanın gelecekteki sosyal ve ekonomik kalkınmasının, kısıtlanacağını söylemek ve hatta büyük ölçüde tehlikeye gireceğini kabul etmek abartı olmaz. Shawn Tully’nin Fortune dergisindeki makalesinde (2000) “ulusların zenginliğini 20.yüzyılda petrol nasıl belirlemişse, 21.yüzyıl içinde su bunu taahhüt edecektir” ifadesinde karşımıza çıktığı gibi mavi altın siyah altına karşı bu yüzyılın en değerli kaynağı olarak gösterilmektedir. Nüfus ve ekonomik gelişme ile oluşan su kaynakları üzerinde artan tüketim baskısının yanı sıra çevre kirliliğiyle birlikte küresel ısınma faktörünün çarpan etkisiyle azalan su varlığı, onun ‘kıt bir kaynak’ ve ‘bir meta’ olarak değerlendirilmesinin önünü de açmıştır.

Herkes için suyun güvenilir ve yeter düzeyde elde edilebilmesi; hem altyapı hizmetine erişmeyi, hem de her kesimin ödeyebileceği düzeyde suyu fiyatlandırılmasını garanti etmekle olanaklıdır. Bu ilkeden hareketle sudan yararlanmanın bir insan hakkı olduğu görüşü, BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin 20.01.2003 tarihli bildirisinde ekonomik, sosyal ve kültürel haklar arasında benimsenmiştir. Su kaynaklarının giderek azaldığı bölgelerdekullanımlar arasında suyun paylaşımı bir çatışma unsuru olarak gündeme gelmektedir. İnsan faaliyetlerinin hassas ekolojik sistemlere zarar vermemesi için, tüm kullanımları ve tarafları içine alan bir su planlaması ile birlikte arazi kullanım kararlarının bütünselleştirilmesi gerekir. Aksi durumda, bu çatışma daha da derinleşerek güçlü olan tarafın su kaynaklarına el koyması ile sonuçlanabilir.

Arza yönelik çözümlerde tüm süreç “ihtiyaç” üzerine kurgulanmıştır. Bu yaklaşımda hidroelektrik santrallerinin, sera gazı emisyonlarını düşürmesi, sulu tarım alanlarının arttırılmasıyla gıda üretiminin artan nüfusa büyük ölçüde ayak uydurması sağlanmıştır. Ancak bu büyük ölçekli mühendislik projeleri için yapılan harcamaların ekonomik bedelleri olduğu kadar ekolojik bedelleri de büyük olmuştur. Su temini için yeni kaynak aranmasının önüne geçilebilecek bir yaklaşım olarak su kullanımında verimliliğin arttırılması çabası içine girilmiştir. Bunlar alternatif su kaynaklarını devreye sokmak, şebekedeki fiziksel kaçakları azaltmak, fiyatlandırma yöntemleri, yeni teknolojilerin yardımıyla su kullanımında tasarruf sağlamaktır.

Kentsel büyüme doğal suyollarının ortadan kalkmasına, kirlenmesine, doğal yaşam ortamlarının kaybına ve bu alanların bütünlüğünün parçalanmasına neden olmaktadır. Mekânsal planlama kararları, bir yandan su kaynaklarının sosyal, ekonomik ve çevresel hedefler açısından paylaşımında (tarım, enerji, sanayi, turizm ve evsel su amaçlı kullanımlar arasında) ve korunmasında, diğer yandan da su kaynakları üzerindeki kullanım/tüketim baskısını kontrol altına alabilecek çift taraflı bir etkiye sahiptir. Makro formları (kentin fiziksel biçimi) açısından kentlerin farklı su tüketim eğilimleri sergilemektedir.Saçaklanma ve yağ lekesi şeklinde büyüyen kentlerin, bölgelerindeki kırılgan hidrolojik denge için bir tehdit oluşturduğu; saçaklanarak yayılma eğiliminde olan kentlerde, özellikle su gibi kritik bir sistemin sunumunu ve istemini yönetmenin giderek bir yönetim sorunundan çevresel bir soruna doğru da dönüştüğü saptanmıştır.

Kentsel su sunumu (arzı) ve istemi (talebi) arasında dengenin sağlanması açısından fiziksel planlama ile su planlamasının birlikte ele alınmasının gerekli olduğu görüşü yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. Uzun dönemli mekânsal planlama ve su planlamasını bölge ve kent düzeyinde yapan ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, Hollanda, Kanada, Avustralya gelmektedir. Bütünleşik (entegre) kentsel su yönetimi bileşenleri tatlı sular, atık sular ve yağmur suları olan havza temelli yönetim planı olarak tanımlanmaktadır. Bütünleşik kentsel su planlaması ile kentsel su talebinin yönetiminde ve arzının planlanmasında daha etkin bir yaklaşımın sağlanması amaçlanmaktadır. Su duyarlı kentsel tasarım; yağmur suyu, yeraltı suyu ve atık su yönetimi ile su teminini içine alan kentsel su döngüsünde, çevresel bozulmayı en aza indiren estetik ve rekreasyonel değerleri bütünleştiren bir arazi planlaması ve mühendislik tasarımı yaklaşımıdır. Su duyarlı kentsel tasarım ve planlama, üst ölçekli ve koordineli kentsel su yönetimi olmadan yeterli olmaz.

Yerkürede sürdürülebilir bir yaşam için bölgesel düzeyde, havza bütününde ve kent temelli olarak su döngüsünün doğa lehine korunmasını sağlayacak araçların başında bütünleşik su ve mekân planlaması gelmektedir. Uzun dönemli ve kapsamlı ulusal bir su planlamasının fiziksel planlamayla bütünleştirilmesinin gerekliliği konusunda başta yerel yönetimler olmak üzere tüm karar vericiler zorlanmalıdır.


Fotoğrafları görmek için resime tıklayınız..

Albümler

Kent ve Mimarlık Söyleşileri - Doç.Dr.Nilgün GÖRER TAMER