AYASULUK TEPESİ VE ST. JEAN ANITI KAZISI

Tarihçe

Ayasuluk Tepesi:

          İzmir İli, Selçuk İlçe merkezinde yer alan ve uzun yıllar Efes Antik Kenti’nin son kurulduğu yer olarak bilinen Ayasuluk Tepesi’nde 1990 yılından beri Efes Müzesi Müdürlüğü’nce yapılan kazılar Efes’in tarihini tamamen değiştirmiştir. Böylece MÖ 1050 yıllarında Yunanlı kolonistler tarafından kurulduğu varsayılan Efes’in çok daha önce İlk Tunç Çağı’nda (MÖ 3000) kurulduğu ve Ayasuluk Tepesi’nin İlk Efes yerleşmelerinden biri olduğu anlaşılmıştır. Hitit İmparatorluk Dönemi’nde Batı Anadolu’da onlara yarı bağımlı Arzawa-Mira Krallığı’nın başkenti olan APASAS’ın da Ayasuluk Tepesi (I. Efes) olduğu yeni buluntularla kesinleşmiş gibidir.

          MÖ 1500-1100 yılları arasında Efes çevresindeki en önemli yerleşim yerinin Ayasuluk Tepesi’ndeki kent veya kale olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Efes çevresinde bu döneme ilişkin buluntular şimdilik yoğun olarak burada ve bu yerleşmeye bağlı kült yeri olan Artemis Tapınağı’nda çıkmıştır.

          Sonuç olarak: Prehistorik Dönem’den itibaren yerleşim yeri olan Ayasuluk Tepesi, Arzawa-Mira krallığı Dönemi’nde Apasas, daha sonra Ephesos adıyla anılıyordu.  Lydia Kralı Kroisos Efes’i alıncaya kadar (MÖ 560) anakent konumundaydı. Kroisos’un zorlamasıyla Artemis Tapınağı çevresindeki yeni yerine taşınan II. Efes daha sonra buradaki limanın dolmasıyla tekrar yer değiştirmiştir. Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından MÖ 300 yıllarında kurulan Helenistik kent (III. Efes) Roma Çağı’nda Asia Eyaleti’nin başkenti durumuna gelmiştir. Erken Bizans Çağı’nda gerileme sürecine girmiş ve MS 7. yüzyılda limanın kullanılmaz hale gelmesiyle tekrar yer değiştirmiştir. Bundan sonra artık kent (IV. Efes); eski yerinde I. Efes’in kurulduğu yerde Ayasuluk Tepesi’ndedir. Çünkü Ayasuluk Tepesi  St. Jean Bazilikası’nın yapımı ile yeniden önem kazanmıştır.

 

 Bizans Dönemi St. Jean Anıtı (Bazilikası):

          Ayasuluk Tepesi’nin güney bölümünü kaplayan St. Jean Bazilikası’nın tarihçesi Roma Çağı’na kadar inmektedir. MS 2. yüzyıl başında ortaya çıkan bir Hıristiyan geleneğine ve inancına göre Efesli Yuhanna (St. Jean Theologos) aynı zamanda İsa’nın havarisi, İncil’in ve Apokalypse’nin yazarıdır. Efes’te ölümünden sonra Ayasuluk Tepesi’nin güney yamacına gömülmüştür. Önce kendisi için basit bir mezar anıtı yapılmış ve bu mezarın üzerine MS 5. yüzyılda ahşap çatılı bir bazilika inşa edilmiştir. MS 6. yüzyıl başındaki depremlerde kullanılamaz duruma gelen bazilikanın yerine İmparator Jüstinianus ve karısı Theodora (527-565) tarafından haç planlı, kubbeli yeni bir bazilika yaptırılmıştır. Efes halkının MS 7. yüzyıldan sonra Ayasuluk’a taşınması ile St. Jean Bazilikası Efes’teki eski Piskoposluk Kilisesi’nin yerini almıştır. Bizans Dönemi’nde önemli bir kent ve haç merkezi konumunu sürdüren Efes 1304 yılında Türklerin eline geçmiştir. Bundan sonra “Ayasuluk” adını alan kent 1350 yılından sonra Aydınoğulları Beyliği’nin bir dönem başkenti olmuştur. Erken Osmanlı Dönemi’nde Batı Anadolu’nun liman kentlerinden biri olan Ayasuluk, daha sonra Kuşadası ve İzmir’in gelişmesi ile köy haline gelmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde Selçuk adını alan ilçe turistik özellikleriyle öne çıkmıştır.


Türk Dönemi

          1304 yılında Türklerin eline geçtikten sonra “Ayasuluk” adını alan kent 1348-1390 yılları arasında Hızır Bey ve İsa Bey Dönemi’nde Aydınoğulları Beyliği’nin başkenti olmuştur. İsa Bey Dönemi’nde Ayasuluk’ta inşa edilen İsabey Camii, İç Kale, hamamlar, türbeler, medreseler ve hanlar Türk İslam sanatının önemli örnekleridir.

          1390 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ayasuluk’ta Aydınoğulları Dönemi sona ermiştir. Ankara Savaşı sonrası (1402) Timur tarafından Umur Bey’e verilen Ayasuluk için daha sonra Cüneyd Bey ile Umur Bey arasında uzun süreli bir mücadele yaşanmıştır. II. Murad Dönemine kadar Cüneyd Bey’in elinde kalan kent 1430 yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

          1430-1700 yılları arasında Osmanlı Devleti toprakları içinde bölgenin ikinci sıradaki liman kentlerinden biri haline gelen Ayasuluk daha sonra ıssızlaşmış, Kuşadası ve İzmir’in gelişmesi ile köy haline gelmiştir. 1860 yılından sonra inşa edilen Aydın-İzmir demiryolu ve aynı yıllarda başlanan Artemis Tapınağı ve Efes kazıları kentin tekrar canlanmasını sağlamıştır. Cumhuriyet öncesinde “Selçuk” adını alan ilçe, V. Efes olarak yaşamını sürdürmektedir.

Duyurular Tümünü Gör