Kent Hakkında

    Kars İli’ne 42 km uzaklıkta Ani Köyü’nde bulunan Ani ören yeri, güneyinden Aras Nehri’nin bir kolu olan Arpaçay, kuzeydoğusundan Tatarcık, batısından Bostanlar Deresi vadilerinin sınırlandırdığı üçgen şeklindeki 78 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur (Resim: 1). Kuzeyi hariç kentin bu şekilde doğal yollarla korunuyor olması, batıdan doğuya uzanan askeri yollar ile İpek Yolu güzergâhlarından birisi üzerinde yer alması kentin çok erken dönemlerden itibaren iskân edilmesine yol açmıştır.

    Rus Bilimler Akademisi’nden Dil Bilimci Nikolai Marr tarafından 19. yüzyıl sonları-20. yüzyıl başlarında kentte gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, iç kalede ele geçirilen seramikler ilk yerleşimin Erken Demir Çağına uzandığını göstermiş[1], kuzey tarafta surların hemen dışında bulunan poligonal taşlarla örülmüş duvar kalıntıları da bu döneme tarihlendirilmiştir[2]. İç kalenin batı bölümündeki surların bir kısmında üzerinde kırlangıçkuyruğu kenet yuvaları görülen taş blokları ile kentin çeşitli yerlerindeki işlikler ve yapı kalıntıları aynı dönemle bağlantılı olmalıdır.

    Kentin tarihiyle ilgili bilgiler 4. yüzyılla birlikte artmaya başlamıştır. Hırıstiyanlığı resmi devlet dini olarak kabul eden Ermeni Kralı III. Trdat’ın İran’a yaptığı bir sefer sırasında orada karşılaştığı akrabası Karen-Pahlav kolundan Kamser oğlu Arşevir’i yanında getirmesi ve St. Grigor Lusavoriç’e vaftiz ettirerek tüm Arpaçay boyunu ve Kağızmanı hediye etmesiyle[3], Ani’de Kamsaragan Dönemi başlamıştır. Başkent olarak Bagaran’ı (Kilittaşı) seçen Kamsaraganlar, Ani’de de iç kaleye yerleşmişlerdir. Bu dönemde küçük bir kale yerleşimi halinde olan şehrin kaderi, Bagratidler/Bagrationi/Bagratlılar sülalesiyle birlikte değişmiştir. 750 yılından itibaren bölgede baş gösteren Abbasi akınlarına engel olmaya çalışan güçlü ailelerin neredeyse tamamı yok olmuş bu durum Çoruh, Dicle ve Aras Nehri boylarına yayılarak ticaretle zenginleşmiş olan Bagrationi sülalesinin işine yaramıştır.

    Bu aileden III. Aşot, Katolikos Anania başkanlığında bir törenle Ani’de taç giyerek 961 yılında Ani’yi başkent olarak ilan etmiş, kısa sürede imar çalışmalarına başlayarak iç kalenin dışına yayılmaya başlayan şehrin etrafını surlarla çevirtmiştir[4]. Hem başkent olarak seçilmesi hem de Bizanslılarla Araplar arasında süren savaşlar nedeniyle bölgenin güneyindeki ticaret yolunun kullanılamaz hale gelmesi sonucunda Dvin ve Nahçıvan gibi eski merkezlerin yanı sıra Ani, Kars ve Arzen gibi yeni merkezlerin oluşması[5], daha çok bir köy yerleşimi görümünde olan Ani’nin hızla gelişmesine yol açmıştır. Katolikosluk merkezinin Ani’ye taşınması kente dini bir misyon da yüklemiş, çok sayıda inşa edilen kiliseleriyle “1001 kiliseli şehir” olarak ün salmıştır[6]. Bagratid dönemi Ani’nin ilk altın çağı olmuş, ikinci altın çağ kentin Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından 1064 yılında fethedilerek yönetimini Şeddadilere bırakmasıyla yaşanmıştır. Bu dönemlerde hem korunaklı olması hem de İpek Yolu ticareti sayesinde ekonomik olarak güçlenmesi, kentin tüccar, gezgin ve sanatçıların akınına uğramasına yol açmış böylece kent kültürlerin buluştuğu, sentezlendiği, aktarıldığı bir kavşak noktasına haline gelmiştir. Zaman zaman Gürcülerin, Bizanslıların kontrolüne de geçen kent, son olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.

                                                                   

 

                                                                                                                                                 Resim 1: Ani kenti



[1] Marr, 1934.

[2] Belli, 2007: 80.

[3] Brosset, 1861: 93; Kırzıoğlu, 1953: 179-181; Kırzıoğlu 1986: 47.

[4] Arpee, 1946: 85; Pasdermadjian, 1949: 177; Grousset, 2005: 469-489.

[5] Der Nersessian, 1967: 427.

[6] Grousset, 2005: 507-508, 511-513, 525-529.



Duyurular Tümünü Gör